HAFTANIN FİLMİ : AHLAT AĞACI

HAFTANIN FİLMİ : AHLAT AĞACI


 Yonetmen icin seyredilen filme kesin onundur dedirtmek pek öyle kolay bir şey değildir, azıcık zaman ister. Kubrick başarmıştır, Tarantino yakındır bizde de Nuri Bilge Ceylan biraz artık o kıvamdadır. Tek sıkıntısı üç saat süren filmde sahneleri gereğinden biraz fazla uzun tutmasıdır. Okulu bitirdikten sonra ailesinin yanına donen kahramanımız Sinan’ıno hayata adaptasyon sorunları yanında şekillenen yazarlik kariyerindeki mücadelesini anlatan filmde oyunculuklar kadar, gerçeğe çok yakın oldukça güçlü diyaloglar vardı. Kendi babası ile kuyu su tartışmasının bir benzerini oğlu Sinan ile kitaplar üzerinden yapan ogretmen baba Sinan’la olan ilişkisinde oğlunu amaç değil konu edinmiş olsa sanki her sey cok daha iyi olacakti. İlişki işte ancak o zaman kazan-kazan tipi bir hal alacak, aksi takdirde biri mutlaka feragat etmiş olacakti. Sinan gerek annesi gerek kız kardeşi hatta platonik aşk yasadıgı kız arkadaşı ile ne empati yapacak kadar pasif ne de yaptıracak kadar kurnazdı. Özellikle kasabanın meşhur romancısı ile sohbetinde belirttiği gibi ona göre mükemmel hiç yok hep daha iyisi vardı. Maalesef tek eksik yönü süreç hedefi cok iyi bilip, nıhai hedefte yanılgılar yaşamasıydi. Mesela rahat ve konforlu yaşam nıhaihedefken, kitap çıkarmak süreç bir hedefti. Benzer sekilde sevgi nihai iken para ise süreçti. Hedefi de üreten mutlaka değerlerdi ama hedef Sinan’daki gibi degerleri gerçekleştirmediginde, sonunda oda mutlaka degersizleşirdi. NOT :7



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar