HAFTANIN FİLMİ : BEN, TONYA ( I, TONYA)

HAFTANIN FİLMİ : BEN, TONYA ( I, TONYA)


Yıllar önce evde babam artı üç erkek çocuk tvde annemden futbol maçı seyretmek için çaldığımız süreleri annem daha çok buz pateni seyrederek denkleştirirdi. Etrafta yapanını hiç görmediğimiz bu estetik sporla bizimde tanışmamız birazda annem sayesindeydi. Katarina Witt’en, DeniseBiellmann’a, Jayne Torvill-Christopher Dean çiftinden Nancy Kerrigan’a kadar hafızalarımızda yer edinen bu başarılı sporculardan Tonya Harding’in yaşam öyküsünü anlatan “ Ben, Tonya (I, Tonya)” adlı film bu yılki oskar adayları arasında benimde en çok beğendiğim olmuştu. Başarıları kadar şansasyonel yaşamı ile de dikkat çeken Tonya’yı oynayan Margot Robbie ile özellikle annesi rolündeki Allison Janney’nin olağanüstü performansları kara mizah bir dille beyaz perdeye aktarılırken, Tonya’nın kötü giden hayatı gitgide daha da trajik bir hal almıştı. İlgiliymiş görünen annenin bilmesi gereken çocuğuna sürekli sunu yap, bunu yap demek değil daha çok kendi yapacağı ne ona odaklanmaktı. Zaten çocukta devamında kendini bir şekilde ona göre ayarlayacaktı. Haset ve kibrin yarıştığı dünya şartlarında gelişen sadece ego değil, zorluk ve acı da beraberinde gelendi. Ne yaparsa yapsın, ne Tonya ne de yakın çevresi bir türlü mutlu olamamaktaydı. Mutlu olmak tam olmak demekti, zira böyle olması , etraftaki çıkar gruplarının yönetemeyip, sürekli mutsuz etme çabasına sebep olmaktaydı. Bu birazda suyun eksik buyun eksik diye hedef koyup, ideal düzenin yerine geçmeye çalışmaktı. Toplum mühendisliğinde de, başkasına hükmetmede de hep bu vardı. Büyük usta Sokrates bir kez daha haklı çıkmıştı, yaşadığımız dünyaya kopyalar alemi demesi, böylesi bir arzunun bugüne kadarki bence de en iyi tanımıydı . NOT :8    
 


geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar