HAFTANIN FİLMİ : DETROIT

HAFTANIN FİLMİ : DETROIT


 İki harika savaş filmi sonrası ABD' de elli yıl önce yaşanan ırkçılık temelli şiddet olaylarını çeken Kathryn Bigelow bana göre Hollywood tarihinin gelmiş geçmiş en iyi kadın yönetmenlerinden biri idi. Altmışların sonundaki Algiers Motel olaylarının sebeplerini bilmeden ne seksenlere damga vurmuş "Bad Boys" lakaplı Detroit Pistons takımının hırçınlığını anlamak mümkündü ne de nefsi müdafaa için gerekirse şiddet kullanın diyen Malcolm X'in o efsane görüşünü.. Çoğunluğunu beyazların oluşturduğu Detroit polisinin zencilere uyguladığı on yargı ve zulme tepki olarak büyüyen ayaklanmaları anlatan "Detroit" adlı filmdeki olayların bir benzerini bende yüksek lisans yaptığım yıllar Atlanta'da polisin Rodney King'i dövdüğü an sonrası yaşamıştım. O günler önceden darbe ve sıkıyönetim görmüş bizler için sokağa çıkma yasağı kararı ne kadar normalse, orada bununla ilk defa karşılaşanların yaşadığı şaşkınlık da o denli doğaldı. Filmdeki gelişen olaylar sonrası mahkemenin verdiği karar çıkar uyuşmazlığı yerine hak uyuşmazlığı bazında ele alınmış olsa, işte ancak o zaman salonda bulunan herkesin vicdanı da sanki çok daha rahat olacaktı. Anayasa hukukunun temel amacı devletin gücünü sınırlamakken, o yıllar ABD'deki ırkçı bürokratik yaklaşım vatandaşı devlete karşı korumayı maalesef bizzat engellemişti. Bunu yapıp masum insanların canını alan Will Poulter ve arkadaşları üstüne birde kilise ziyareti ile günah çıkarmaya gitmişlerdi. Oysa bilmeleri gereken birey kutsallığı yanında sevginin de değerini onlara ilk öğreten aynı zamanda o kiliselerin lideri Hz. İsa idi. NOT :7.5



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar