HAFTANIN FİLMİ : ONUR SAVAŞI (THE HUNT)

HAFTANIN FİLMİ : ONUR SAVAŞI (THE HUNT)


İlginç ülkedir Vikinglerin Danimarka’sı.. O zor iklim şartlarında birazda ihtiyaçtan insanlık için harika buluşlar üreten coğrafya, birey için önemli iki değer yüksek refah ve özgürlük konusunda da dünyada önde gelenlerdendir. Daha şaşırtıcı olan bu rüya kriterlere sahip ülkenin vatandaşları arasında intihar eğilimlerinin de oldukça yüksek çıkmasıdır. Oskara yabancı film dalında aday olması ile dikkatimi çeken “Onur Savaşı (The Hunt)” adlı film benimde seyrettiğim ilk Danimarka yapımıydı. Eşinden ayrılıp, oğlunun velayetini almak üzere çalışan başarılı anaokulu öğretmeninin çocuk istismarı sonrası başına gelenleri anlatan filmde MadsMikkelsen'ın muhteşem performansı gerçekten görülmeye değerdi. Toplu histerik bir etkiyle izole edilmişliğe maruz kalan Lucas’a göre her zorluğun yanında bir kolaylık varken, her kolaylık da aslında biraz zorluktu. Varoluş asla hata yapmazdı, en iyisi ne ise başa da gelen oydu, bu kimi zaman bir hatanın bedeli, kimi zaman da yükselmek için bir eşikti. Lucas’ın da farkında olduğu kimsenin onu yükseltip, kimsenin alçaltamayacağıydı. Veliler ve okul yönetiminin bu konudaki çabaları kesinlikle boşunaydı, süreçte kendini batıran da, çıkaran da bizzat Lucas'ınkendisi olacaktı. Nerdeyse tüm kasaba soruldugunda, suçlu için onun adı verilecekti, nitekim olmayanı oldurmak zayıfların zekasının işiydi, zayıfların kalabalık olması, etkiyi de mutlaka artırandı. Halbuki aklı başında olsalar asla dalmayacak, anı yaşayarak, üstüne birde sentez yapacaklardı. İşte Lucas diğerin aksine tam da böyleydi, yemek yiyip, tuvalete gider gibi eylemlerini düşünmeden yapandı. Arada illa ki oda kaybedecekti ama sonunda da kazanan hep o ve onun gibiler olacaktı. NOT :7



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar