HAFTANIN FİLMİ : PABLO ESCOBAR’I SEVMEK (LOVING PABLO)

HAFTANIN FİLMİ : PABLO ESCOBAR’I SEVMEK (LOVING PABLO)


Öyle bir sevgiye sahipti ki en güçlü olduğu yıllar Kolombiya’da nerdeyse her yeni doğan çocuğa onun adı verilmekteydi. Dünyanın en büyük uyuşturucu baronlarından Pablo Escobar’ın inişli çıkışlı hayat öyküsünü tv yıldızı sevgilisi ağzından anlatan filmde Javier Bardem ve Penelope Cruz’un olağanüstü oyunları oldukça iyi bir seyir keyfi sunmaktaydı. Filmin en büyük talihsizliği “Narcos” adlı tv dizisi sonrası beyaz perdeye uyarlanmış olmasıydı. Kolombiya’nın Robin Hood’u sayılan suç imparatoru Escobar ülkesinde yargı ve silahlı kuvvetlerde önemli bağlantılara sahipken, siyasette de muhalif her iki grubu destekleyerek sonuçta yine hep kazanan olmuştu. Satrançta siyahı da beyazı da kontrol ettiğinde asla kaybetmeyeceğini çok iyi bilen Escobar bir röportajında tüm bunları neden yapıyorsun sorusuna verdiği cevapta aslında hayat felsefesini çok da iyi özetliyordu. Sevginin olmadığı yerde saygı, onunda olmadığı yerde geçerli olan korkuydu. İşte Escobar tüm bu süreçte ilk ihtiyacını karşılamaya çalışmakta, gönül bağı kuramadığı durumlarda da sırasıyla diğerlerine başvurmaktaydı. Anlayamadığı tek şey kimse kimseyi sonuna dek zorla, güç kullanarak yönetemezdi. İnsan yönetse yönetse en fazla kendi kendini yönetebilir, onda da örneğin karaciğerine komut dahi veremezdi. Belli bir süre yönettiği zannettiği durumu en son oyun bittiğinde anlayan Escobar işte tam o sırada en azından ailesini kurtarmaya çalışmıştı. Aslında her omega bir alfaydı, onunda misyonu bitmiş, sonraki yıllar benzer hizmetler için Usame Bin Ladin’le, Saddam Hüseyin’ sıra gelmişti. NOT :7.5



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar