HAFTANIN FİLMİ : PHANTOM THREAD

HAFTANIN FİLMİ : PHANTOM THREAD


 Bu yılki Oskar adayları arasında en az gişe yapan “Phantom Thread” beklediğimden çok daha rafine çok daha sitil sahibi idi. Hani hep acaba bir sonraki sahnede ne olacak diye merak edip, bir türlü bir şey olmayan, ağır tempoda iki saatten fazla süren film oyunculuk ve set dekoru açısından oldukça üst düzey idi. Mesleğinde dorukta bir terziyi canlandıran usta aktör Daniel Day-Lewis flört yaptığı kadınlardan ilham alan inatçı ve geçinmesi çok zor bir kişilikti. Allahtan iş hayatı boyunca yanında sürekli müşterilerle daha iyi iletişim kuran bir kız kardeşi vardı. Gittiği bir restoranda aşık olduğu Alma ile evlenerek daha mutlu bir yaşam süren Lewis’in asıl bilmesi gereken hakimiyetle özgürlüğün birbirleriyle ters yönde çalışan değerler olduğu idi. Lewis işindeki en ufak detaya sahip olmak için kendinden bir hayli fazla ödün verirken, narsist karakteri de zamanla karısı ile olan ilişkisini toksinler hale gelmişti. Öyle ki, her zorluğun yanında bir kolaylık varken, aslında her kolaylık da biraz zorluktur deyimi adeta onlar içindi. İlişkide güçlü olan baştan beri hep Lewis’ken, sahip olan konumunda ise sürekli Alma vardı. Alma yüksek zekasına rağmen aralarındaki mekanizmanın devamlılığını korumakta bir hayli zorlanırken, Lewis’i gerektiğinde süpersin diye pohpohlaması onu varoluş amacına bir türlü adapte çabasıydı. Artık sevdiği adam hayalindeki gibi değil hisleri de sahte ihtiyaçtan kaynaklı bağımlılık haline gelmişti. Oysa gerçek sevgi olsaydı, eminim böyle bir durum ortaya hiç çıkmayacaktı. Aynısı insanın sigara ve su ile olan ilişkisinde de vardı. Sigaraya olan bağımlılıkken, su ile olan hep ontolojik bir ihtiyaçtı. NOT :7



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar