HAFTANIN FİLMİ : THE MUSIC OF SILENCE

HAFTANIN FİLMİ : THE MUSIC OF SILENCE


Kapadokya’ya benzer ruhani bir coğrafya olan İtalya’nın Toskana bölgesinde doğan gelmiş geçmiş en büyük tenorlardan Andrea Bocelli’nin yaşam öyküsünü anlatan film sadece müzikleri ile bile oldukça iyi bir seyir keyfi sunmaktaydı. Anne ve babasının minik Andrea’daki görme bozukluğunu çok küçük yaşlarda keşfetmesi, ileriki yıllarda tüm aile fertleri için pek öyle kolay bir şey olmayacaktı. İnsanın böyle zor durumlarda bunca kişi içinde neden ben sorusuna bugüne kadarki en iyi cevap yine başarılı bir sporcu olan Arthur Ashe’in dediklerinde saklıydı. Unlu tenisçi Ashe yakalandığı AİDS hastalığı sonrası nasıl milyonlarca genç arasında en yetenekli ben diye sormadıysam, bu kotu hastalık içinde aynı şekilde sormayacağım demişti. Bocelli benzer talihsizliği sporla değil küçükken dinlediği müzik sayesinde yenmeye çalışmıştı. Şükretmenin hayatta ne denli önemli olduğunu bize bir kez daha hatırlatan filmde özellikle Andrea’nın zor geçen çocukluk dönemini oynayan Toby Sebastian’ın performansı gerçekten görülmeye değerdi. Ailesini büyüleyen sesi zamanla tüm çevrelerin dikkatini çekmiş, ünlü tenor Pavarotti kendisine turnesinde yer vererek şöhretini artırmasında ona oldukça yardımcı olmuştu. Benim Bocelli’de sesi kadar beğendiğim diğer bir konu da büyük sayılar teorisini oldukça önemseyen yanıydı. Gerek para gerek kontrat işlerinde yanında çalıştırdığı kişilerin sayısını birden fazla tutmaya özen gösteren efsane ses çok iyi bilmekteydi ki yola bir bekçi yerine iki bekçi ile devam etmek her zaman çok daha güvenli olandı. NOT :7



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar