Açlık Oyunları

Parlak bir senaryo, ilginç ve düşündüren bir hikaye, Acun’un ülkemizde de ciddi reyting yakalayan “Survivor” adlı reality şovunun kanlı versiyonu, umarım Acun bunu da formatlamaz.. Medeniyet öyle bir halde ki ülke 12 bölge ve bunları yöneten Capitol ek olmak üzere 13 ayrı eyalet olarak kurulmuş, elit yöneten sınıf Capitol’de olup diğer 12 bölgeyi buradan kontrol etmekte, ticari sömürü yetmezmiş gibi her yıl her bölge piyango esası ile tespit edilen 12-18 yaş arası 2 çocuğunu merkeze kurban vermekte.. Bu kurbanlar doğada yalnız bırakılmakta, birbirlerini öldürerek sonunda bir kişi kazanan çıkmakta, tüm ulusta bunu canlı yayın ekranlarda seyretmekte : Bu dramatik süreç Capitol için eğlence ve ülkeyi olası isyana karşı kontrol etmek için çocukları kullanmak bir araç halinde iken diğer bölgeler içinse bu anlar hem ızdırab hem yöneten sınıfa kurban verme sorumluluğu esasında yarışmanın sonunda hayatta kalıp zaferi kazananın kendi bölgelerinden olması halini paylaşma mutluluğu.. ”Açlık Oyunları (The Hunger Games)” adlı Bilim Kurgu-Aksiyon filmde el kamerası sıkça kullanılınca haliyle sahneler çok uzun değil, hatta bazen o kadar kısa ki detayı yakalamak mümkün olmamakta.. Filmi en fazla izlemesi gerekenler dünya kaynaklarını kullanırken geri kalan kısma ne olmakta konusuna hiç kafa yormayan insanlar olsa gerek, eminim yarın böyle bir durumla karşılaşmamak için değişime zorlarlar kendilerini, kaynaklar azaldıkça vahşetin çoğalacağı kesin çünkü..Ülkede insanlar köle dönemi şartlarında, elektrikli tellerle çevrili bölgelerinde yaşamlarını sürmekteler ; merkezden yiyecek tedariki karne ile yapılmakta, bölgelerde olan üretim ise tamamen merkeze aktarılmakta.. Roma dönemindeki gladyatörler gibi birileri eğlensin diye ölümüne burada arenaya çocuklar çıkmaktalar; Roma o hali ile ilkel olsa da Pater Familias, vatandaşlık ve uyruk ayrımı gibi bir çok örnek hukuk uygulamalarına da sahip bir medeniyetti, burada kurbanları taşıyan tren dışında pek bir medeni ize rastlayamadım. Not :7.5


Yazın yavaş yavaş hissedilen sıcaklığını neyse ki Euro 2012 biraz olsun serinletmekte, her gün 2 maç gerçekten keyifli bir seyir.. Avrupa bu işleri henüz ABD seviyesinde örgütleyemedi.. Kıta Avrupa’da Ligler haftada 1 maç üzerine kurgulu, ancak her ligin 3-5 takımı Avrupa mücadelesinden dolayı haftada 2 maç yapmaktalar ve bundan hemen hemen herkes çok şikayetçi.. ABD’ye baktığımız zaman adamlar daha uzun uçak mesafesinde çok daha tempolu ve daha yoğun maç programına sahipler, hem basketbol hem futbol hem beyzbolda.. Sanırım bu ekonomi ile ilgili, önce ekonomi gelişiyor sonra sporda bundan nasibini alıyor, bizim ülkemizde de son yıllarda görülen değişim bunun bir yansıması şeklinde.. Euro 2012 için daha çok erken ama ilk maçlara baktığım zaman favorilerim Almanya, İtalya, Hollanda ve Rusya, bakalım sürpriz olacak mı ?



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar