Albert Nobbs

Erkekler kadın kılığına girerlerse genelde film komedi kıvamlıdır, çok örnek olsa da benim ilk aklıma gelen “Tootsie”dir. Tersi olduğunda yani kadın erkek kılığına girince kıvam dram bir formata bürünür, burada da yine çok örnek arasından aklıma “Boys don’t Cry” gelmekte.. 19.yüzyıl Dublin sokaklarında, kendini erkek egemen ve şiddet dolu bir dünya içerisinde bulan bir bayanın, zekasını kullanıp hayata tutunma çabasını anlatmakta “Albert Nobbs” adlı film.. Hikaye, tempo biraz ağır olsa da benim için oldukça etkileyici, hatta bazen öyle trajik ki ana karakterle sizi bütünleştirmekte ve onun tarafında kalmanızı film boyu size ısrar ettirmekte..

3 ayrı dalda Oskar adayı olan filmin başrolünde usta oyuncu Glenn Close var, ödülü diğer usta Meryl Streep’e de kaptırsa gerçekten adaylığı hak edecek bir performans sergilemiş burada..Yürüyüşünden sesine, saçından kıyafetine sanki rolü ile bir erkek taklidi yapmıyor, resmen erkek olmuş halde.. Yüksek ihtimal kocası veya erkek arkadaşı film sonrası ciddi zorlanmıştır kendisini tekrar bayan olarak kabul etmekte..Diğer Oskar adayı Janet Mc Teer yardımcı rolde bir o kadar iyi, onu daha önce tanımadığımdan zaten filmde kendi belli edene kadar kadın olduğunu bile anlamadım, o denli başarılı rolünde..

Bu oyuncu yeteneğine rağmen daha önce onu pek bir rolde görmememi çok uzun boyuna bağladım, bu denli uzun bayanlara rol bulmak biraz zor olmakta, bu rol onun için biçilmiş kaftan olmuş. Berberler ve Garsonlar detay takip ettiğim, işleyiş mekanizmalarını incelemeyi çok sevdiğim ve bazılarını örnek alıp işletmede nasıl uygularımı aradıgım benim için özel iki meslek dalı.. Nobbs burada şık bir otel restoranında baş garson ama öyle bir baş garson ki mesleğinin hakkını dört dörtlük vermekte..Benimde sevdiğim değerlendirmedir, derki “önemli olan yaptığın işin ne olduğu değil, yaptığın işte işin ne kadar ehli olduğundur” .. Not :7

Çok yazık oldu Hollanda maçına, ülkemizde son günlerde yaşanan şehitlerimizin acısını bir az olsun dindirmek adına çok yüksek motivasyonlu hissettim Milli Takımı daha maçın ilk anlarında, bu konuda Avcı’yı tebrik etmek lazım.. Futbolu belki İngilizler icat etti ama sosyal ve siyasi hayat da ilerici olan Hollandalıların futbolda da seviyelerinin oldukça yüksek olduğuna hiç şüphe yok.. Bugün Barcelona’nın dahi tüm dünyada beğeni ile takip edilen “Tiki Taka” adlı Total futbolu yine Hollanda kökenli, R. Michels’le gelişen Johann Cruyf’la iyice olgunlaşan model halen dünyada en üst model..

Milli Takım böyle bir takıma üstelik dış sahada başı dik ve yeni genç kadrosu ile çok iyi mücadele verdi ama ne yazık ki son vuruşta istediklerini yapamadı ve kaybetti.. Benim taraftarlığımda beklenti olarak hep iyi mücadele ve oyun vardır; bu beklenti kaybetmek veya kazanmaktan hep önde gelir.. Dün gece kaybetsek de ben TV başından mutlu ayrıldım, hem oyundan hem de Amsterdam’da türbinlerde bu defa olay çıkarmadan mükemmel şekilde takıma destek veren taraftardan çok memnun kalarak..



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar