Ali Baba ve 7 Cüceler

Yabancı bir arkadaşımızın sohbet sırasında şakayla karışık "ulan ayda kadın olsa aya ilk siz Türkler giderdiniz" lafına başta epey bir gülsek de diğer yandan ne diyeceğimiz konusunda da hepimiz oldukça şaşırmıştık. Hak vermemiş de değildik, zaten biz Türklerde kendimizi kıvrak zeka ve  kurnaz kişilik konusunda üstün görmekte, hatta çoğu zaman bununla övünecek kadar da ileri dahi gitmekteydik... Tamam kısa yoldan pratik çözümler üretmeye oldukça yatkındık ama aklı, sabrı ve analitik yaklaşımı da genelde ihmal eden maalesef yine hep bizlerdik. Son yılların en büyük stand- up komedyeni ve aynı zamanda iyi bir toplum gözlemcisi olan Cem Yılmaz’ın "Vizontele”de Fikri, “Her Şey Çok Güzel Olacak” da Altan ve “Arog”daki Arif karakterlerinden sonra bu defa da benzer şekilde Şenay tiplemesini ön plana çıkardığı “Ali Baba ve Yedi Cüceler” adlı son filmi, gişe sonucu ne olursa olsun sinema adına benim beklentilerimin maalesef oldukça altında kalmaktaydı. Yılmaz’ın sinemaya ciddi paralar yatırması ne kadar takdire şayansa, sinemanın her dalında işin ehli olması da her zaman pek öyle mümkün olmayandı. Kanımca daha çok yapımcı hatta oyuncu konumunda bu işe devam etmesi kariyeri açısından sanki daha da uygun olacakken, bizleri o hep hayranlıkla izlediğimiz stand- up şovlardan uzun süreli mahrum bırakmaması da kendi adıma ondan en büyük dileğimdi. İzzet Altınmeşe göndermeleri ve Alagöz’le son anda patlattıkları kazma düeti en beğendiğim sahneler olan filmde, anlatıldığı gibi kurnazlık ne kadar kötü ise akıl kullanma becerisinin de gelişmiş olması, toplum sağlığı adına bir o kadar önemliydi. Keşke bunları çocuklarımıza daha ilkokul sıralarında anlatabilseydik, işte ancak o zaman dünyayı elde edeceğim diye kendini kaybeden Şenay gibi ne avlayan ne de avlanan olur, halimizden hiç şikayet etmezdik.



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar