CREED
Üniversite yılları Adana’dan bir grup arkadaşla her Cuma Pera’da kebap ritüeli yapardık. Gittiğimiz ocak başındaki lezzet belki tam bir Adana değildi ama en azından nefsimizi köreltecek kadar da bizi ikna eden türdendi. Mangalına her haa konuk olduğumuz usta yüz hatları ile “Rocky” filminin efsane oyuncusu Sylvester Stallone’a o kadar çok benzemekteydi ki, bizimde mavrasına içimizden kendisine Rocky diyesimiz gelmişti. Artan Rocky tekrarımız zamanla onda merak uyandırmış, asıl bombayı da biz bir gece ona Rocky ne anlama geliri anlatınca patlatmıştı. Usta bize “Beyler size bir şey diyeyim mi, daha da ilginç olan, henüz bahsettiğiniz film piyasaya çıkmadan, mahalledeki arkadaşlar bana Rocky diye seslenirdi.” demişti. İşte o Rocky ile özdeşleşen Sylvester Stallone’a oskar adaylığı getiren “Creed” adlı film, Rocky Balboa’nın en büyük rakibi Apollo’nun yıllar sonra bu defa da oğlunun aynı soy isimle ringlere yeniden dönmesini konu edinmekte.. Adonis’in Rocky’i kendine hoca yapma talebini, Balbao başta kabul etmese de, zamanla aralarındaki bağın manyetik olması da, ünlü oyuncuyu kararından geri adım atmaya bir hayli zorlayandı. Kabulü sonrasında Balboa’nın Adonis’e ısrarla öğrettiği kökü büyütmeden ağaç büyütmenin, eninde sonunda ağacı da mutlaka devireceğiydi. Bunun dışında süreçte yaşadıkları bana daha çok amele ve amele başı örneğinde yaşananları hatırlattı : Hani biri, diğeri ona bir şey demeden bir şey yapmayan, biri de bir şey yapmayıp, zaten diğerinin yaptığını sadece ona aktarandı. NOT :7
geri
