Danny Collins
80l’i yılların başında nerede ise her gece sektirmeden John Lennon’u dinledim desem yeridir. Elbette keyif almışlığım vardı ama o denli de fanatik hayranı hiç olmamıştım. Efsane müzik adamıyla tanışmam daha çok evde kardeşim Cenk ve İstanbul’da okuduğum yıllar ev arkadaşım Hakan sayesinde birazda mecburen olmuştur. Onlar o kadar severlerdi ki hatırlarım kardeşim Cenk'in düğününde ona sürpriz yapayım diye aklıma gelen ilk şey salona birde John Lennon adına çiçek yollamak olmuştu. Çiçekçinin sorgulamadan siparişi alıp, sonrası istediğimiz biçimde adrese yollaması, bugün halen bizi en çok güldüren anlardandır. İşte bu denli başka bir Lennon hayranının, onun izinde dünya çapında şöhret olduktan yıllar sonra izini bulduğu ailesi ile başından geçenleri konu alan güzel bir film havasında “Danny Collins” adlı yapım..
Efsane oyuncu Al Pacino’nun harika oynadığı içerikte, Danny Collins adlı rock yıldızı, belki de şöhretin bedeli uğruna ciddi hatalar yaptığı yaşamında, özellikle yoğun para harcadığı çoğu zaman, doğru satın alma da yapsa ,sebep olduğu yanlış tüketimle ayrıca çok ciddi israfa da sebep olmaktaydı..
Alkol ve uyuşturucunun esiri olduğu batak hayatında, Collins’in tek beğendiğim yönü oğlu ile olan ilişkisinde sahip olduğu tavırken, oğluna asla şunu veya bunu yap demeyip, daha çok kendi ne yapacağını önemsemesi, çocuğunun da devamında kendini ona göre ayarlamasını sağlayandı. Collins'in peşinden koşan hayran sayısının her geçen gün artması, beğenilme arzusunu her şeyin hep üstünde tutmasına sebep olurken, asıl öğrenmesi gerekense, kitlelere mal olmayı bırakıp, kendinin kitleyi dönüştüren olmasıydı.
geri
