De Roma Con Amor
Bazen işinizde iyisinizdir ama sermayeden yakınır ve bahane edersiniz rekabete neden direnemediğinizi ; belki de çoğu zaman gerekçenizle haklısınızdır ama hayat bazen haklı olup kaybedebileceğimizin de mesajlarını maalesef çoğu zaman vermekte bizlere.. Paranın bu denli etkin olduğu yerler farklılığı, yaratıcılığı önlüyor ve istenmeyen durumları başımıza getiriyorsa orada mutsuz bireylerin olduğu gerçeği de kaçınılmaz durmakta benim açımdan... 70’lerden bu yana piyasada var olan büyük usta Woody Allen’in “Roma’ya Sevgilerle( To Rome with Love)” filminin ismini seçerken başına gelenler biraz bundan ibaret..
Allen yapacağı filmin ismi için 3 aday önerse de ona Roma’da film çekmesi için sponsor olanlar başka bir isimde ısrar etmişler ve sonunda hiç beğenmese de mecburen ikna olmuş bu isme.. Aslında bunca yıl sonra bile halen iyi film yapması, üstelik çok hasılat alması, en iyi oyuncuların ve kamera ekibinin halen onun filminin bir parçası olma adına yarışması kendisi için büyük bir başarı fakat bunca birikimden sonra benim ondan beklentim artık biraz farklı tarz filmlere bürünmesi.. Tamam halen çok başarılı ama sanki durum Manhattan sonrası Paris , Barcelona ve en son Roma’yı içeren Avrupa hattı ile biraz ticarete dönmüş durumda..Hepsi çok iyi olup, arkasında da ticari başarı gelince Allen yeni formata girmemekte sanırım, mesela neden bir western denemez sormak isterdim kendisine..
”To Rome with Love” içinde Roberto Benigni, Penelope Cruz gibi bir çok iyi oyuncular barındıran Roma’ya gitmeyenlerin merak edip bir an evvel gitmek isteyecekleri sahneler içeren harika bir komedi, içinde diğer Allen filmleri gibi 5-6 öykü aynı anda geçmekte.. Paris filminde oldugu gibi burada da Allen’in genelde kullandığı görünmez karakter mevcut ve bu defa Alec Baldwin tarafından oynanmakta, tamam bunu özelliği olarak hep yapmakta ama inanın burada filmdeki en gereksiz karakter olmuş olgun mimar rolündeki Baldwin karakteri..”Hayat Güzeldir(La Vita e Bella)” filminin efsane adamı Roberto Benigni ve bence kendine verdiği rolle Woody Allen oyunları ile en öne çıkanlar, İtalyan oyuncularda olabildiğince iyiler ama sadece Benigni mimikleri için bile filmi kaçırmayın derim. Spike Lee gibi, Tarantino gibi kendi filminde kendine rol veren yönetmenler eğer kabiliyetleri yeterli ise benim de zevk aldığım bir format, bu filmde bunu diğerlerine göre fazlası ile uygulamış Allen, bir sonraki değişik bir format mı yoksa başka şehir mi olur onu bilemem ama büyüklerimiz araya girerse, para da bulursak bakarsınız İstanbul bile olabilir, yakışır da.. Not :7.5
`BJK ve Monchengladbach maçları ilaç gibi geldi Alex krizi sonrası Başkan ve Aykut Kocaman’a, aksi sonuçlar Alex’i kullanarak yeni FB peşinde koşanların çok işine yarayacaktı ama olmadı şimdilik.. Eminin şimdilik Alex’i kullanan bu oluşum başkanla mücadelesine yine devam edecektir.. Bu FB taraftarı için kötü olmasa gerek, artık başkan ve hoca için tek şans sportif başarı gibi durmakta çünkü başarı gelmezse koltukları tehlikede olacaktır, daha evvelki başarısız sonuçlarda sorumlu olmama kredileri tükenmiştir. Ben en başından bu yana olayda Alex’i çok sevmeme ragmen onu hatalı buldum, futbolcu ona verilen rolü oynayacak, hoca ile rolleri karıştırmayacak..
Hocaya hayır diyebilirsin ama rolün ona itaatden geçer, itaat derken her şeye evet demek değil kastettiğim, işine verdiğin özen ve kulübüne olan sadakatindir, Alex’te yaşanan sürece bakınca bunların ikisi de yoktu.. Muhalefetle ileride takımın başına gelme sözü alarak oynadı kumarını ama şimdilik kaybetti.. Kaybetse de şüphe yok ki Taraftarın sevgilisidir ve bir gün mutlaka bu camiada görev alacaktır.. Heykelini diktiler sonra kovdular diyenlere diyeceğim ikisinin ayrı ekiplerce yapıldıgıdır.. Yönetim BJk maçından sonraki tutumunu en başta göstermeli ve kamuoyunda bu kadar polemiğe girmemeli idi Alex’le, başkanın tv kameraları önünde “değil mi Samet” diyalogu fiyaskodur, sevgiler..
geri
