Gandhi

İlk Jose Mourinho’dan duymuştum insanda 3 tip enerji olduğunu. Mourinho teknik direktörlük yaşamında bu 3 enerjiden henüz ikisini futbolcularında ortaya çıkardığını sonuncusu için halen mücadele verdiğini, ne zaman onu da görürse bu işte kendini başarılı ilan edeceğini vurguluyordu röportajında. Birinci enerji biraz kapasitemizle ilgili olandı, enerji 2 de kapasitenin üstüne çıkma hali vardı, yalnız hüner bu üstüne çıkma durumunu öyle bıçagın kemiğe dayandığı anlarda değil de her an sanki bıçak kemiğe dayanmış gibi ortaya çıkarabilmekte idi.

Henüz başaramadığı üçüncü tip ise yine her insanda yüklü ama olaganüstü şartlarda ortaya çıkan tip idi, belki savaşlar belki hamilelik dönemlerinde ortaya çıkanlar gibi. Mahatma Gandhi’ye bakınca sanki orijininde nükleer enerji var, o denli dayanıklı ve inançlı davasında. Hindistan seyahatimiz sonrası şu an müze olan evine yaptığımız ziyaretimiz sonrası hayranlığım artmıştı bu bedeni küçük ama kalbi ve aklı çok büyük adama. Öncelikle de dvdde 82 model Ben Kingsley’in mükemmel oyunu ile Oskarları 4 dalda süpüren politik biyografi “Gandhi” adlı filmini izlemek istedim. Londra Barosuna kayıtlı Avukat olduğu halde beyaz ırk mensubu olmadığı için uygun vagonda bulunmadığı saptanarak trenden atılan ve mücadelesine başlayan bu müthiş adamın en beğendiğim tavrı şiddete dahi karşı şiddetle cevap vermeden inandığı yolda yürümesi.

Daha önce başka bir hak savunucusu Malcolm X’te gördüğüm “ne kadar gerekirse o kadar şiddet (by all means necessary)” anlayışının tam tersi bir dinamik. Sadece kendi ülkesinden milyonları değil dünyada o yıllar önemli tüm şahsiyetleri etkisi altına alan bir lider Gandhi, mücadelesinde taktikleri, stratejileri akıl dolu: tuzu ekonomik yönden keşfedişi ve mücadelesinde kullanım şekli, bağımlı olmama adına kendi halkının kendi giysisini üretimi gibi bir çok konuda rekabet ederek barışçıl ve pasif bir direnişle karşı koyma. Bazen arınma bazen protesto amaçlı tuttuğu oruçlardan bir tanesini filmde portakal suyu ile açması bence de iyi tercihti, zaten başka toplumların ürettiği “izm”lerden etkilenmeden içinde bulunduğu topluma ait lokal kültüre dayalı politika ve stratejiler üreten onun kadar çok az şahsiyet olmuş yeryüzünde. Not : 8

Transferler tam gaz devam ediyor: FB ve GS şampiyonlar ligi gereği kadrolarına takviye yapmakta iken geçen yılların hovardası BJK tasarrufla cari açıgını kapama derdinde..Şu ana dek FB ve GS hem bedenen hem ahlaken iyi oyuncular aldılar, Kuyt gibi, Mehmet Topal gibi, Hamit ve Umut gibi. Aykut Hoca Terim’in aksine mızmız ve huysuzlarla asla çalışmayan bir yapıda iken Terim’in bu tiplere daha bir kredi açtığı ortada üstelik geçmişte Hagi gibi Emre gibi iyi sonuçlar aldığı da bir gerçek. Her iki takımında eger rüyalarında Şampiyonlar Liginde en az yarı final oynamak var ise halen belli alanlara takviye yapmaları gerek diye düşünmekteyim. GS da kanatlar (yazımdan sonra Burak ve Ambarat bombaları patladı) ve forvet FB de ise geri kumanda ve forvet henüz istenilen seviyede değiller, sevgiler.



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar