Geçmişin Sırları

Egemenlik kimin olsun konusunda ister Hobbes gibi devlet ekolünden olun ister Locke gibi birey ekolünden asıl olan her durumda özgürlüklerinize, mülkiyet ve emniyet hakkınıza hiçbir koşulda müdahale edilmemesi gerektiği, aksi durumda tepkinin makul olduğu kabul görmekte... Hollywood her dönem siyasetin yörüngesinde sipariş alır politikacılardan, “Geçmişin Sırları (The Company You Keep)” adlı politik aksiyon-gerilim son zamanlarda bazı coğrafyalarda görülen toplumsal huzurlukların 60ların sonu 70lerin başında ABD’deki bir benzerinin konusunu işlemekte, zamanlamanın tesadüflüğü yine böyle bir siparişe çağrışım yapmakta.. Robert Redford yapımcılığını ve yönetmenliği de yaptığı filmin aynı zamanda başrol oyuncusu, hayranlık derecede o yaşta fit bir bedene sahip ama artık rol yapma konusunda üstelik böyle bir aksiyon için ne yazık ki uygun değil, belki daha ağır tempo biraz romantik filmler kendisi için daha uygun, özellikle koşu sahneleri için kendisine keşke hiç olmasa demek isterdim.. 70 yaş jenerasyondan filmde bir çok tanıdık var, Nick Nolte gibi, Susan Sarandon gibi, Sam Elliott gibi ama aralarında her ne kadar Nolte en sempatik olsa da ben en çok Julie Christie’nin oyununu beğendim.. Döneme bakınca ABD için ne denli zor olduğu kesin o yılların:  Vietnem’da yaşamını kaybeden askerleri, içerde halen oy dahi veremeyen zencilere karşı uygulanan baskı, Başkanlarına yapılan suikast, Kadınların dünyasında karşılaştığı negatif ayrımcılık ve kürtaj hakları sorunları.. Film, özgürlüklerle çatışan her rejimin kitlelerden aldığı tepkilerin ne boyutlara geldiğini, yanlışı yanlış yollardan çözmenin topluma nasıl bela olduğunu somut bir şekilde gösterse de, maalesef istediğim tempoyu bir türlü yakalayamıyor, hissettiğim yaşlı oyuncu kadrosuna adeta bir nevi jübile niteliğinde olduğu... Redford’un her şey bir yana o yüz çizgileri ile 11 yaşında bir kız çocuğunun babası rolünde olması gerçekten kendisi ile sohbetimizi biraz acil kılmakta.. Not :6.5
 
CAS kararı açıklandı ve UEFA  2 yıl ceza kararı onandı FB için.. Keşke bu kararları bizim hukuk sistemi de bu kadar hızlı verebilse, oralara buralara dolanıp durmasa idi.. Hep dediğim gibi ülkemizde siyaset ne kadar temiz, iktisadi ve kültür hayat ne denli kaliteli, basın ne denli namuslu ve bürokrasi ne denli tutarlı ise futbolunda o seviyede oldugu idi.. En azından şimdi dış dinamikle bu alanda işler eskisi gibi olmayacak ve düzelecektir süreç çünkü artık yaptırımı vardır..Bu konuda kurban olan FB olmuştur, yine büyük olduğunu göstermiştir, işlerin toplamda düzelmesi için feda olmak da hayırlı bir süreçtir.. Aziz Yıldırım derhal kongreye gitmeli ve artık aday olmamalıdır.. Heyecanla bekleyeceğiz yeni adayları, 3 Temmuz süreci öncesi yazmıştım ileride koltukta Körfez sermayenin olası aday olabileceğini, bakalım göreceğiz..


geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar