HAFTANIN FİLMİ : FINDIKKIRAN VE DÖRT DİYAR (THE NUTCRACKER AND THE FOUR REALMS)
Elimde olsa şehir estetiği ile ilgili karar verenleri Disney filmlerine götürür hatta imkan olsa Disney kentlerde bir kaç gün ağırlamak isterdim. Eminim böylesi bir hamle ilgili kişilerin görsel dağarcıklarında da önemli bir katkı yapacaktır. Kırk kere gitsem bıkmayacağım bu dünyada insan her defasında gerçekten güzel ve çok da farklı şeyler hissetmekte.. Zaten sırf bu yüzden ne zaman büyük bir film şirketinin diğerini satın aldığını duysam içimden hep inşallah Disney satılan değil alan olmuştur diye geçiririm. Kızım Yosun’un dansa olan ilgisi sayesinde birlikte gittiğimiz Disney yapımı “Fındıkkıran ve Dört Diyar (The Nutcracker and The Four Realms)” adlı bu filmde bahsettiğim görsel şölen her zamanki gibi yine fazlasıyla vardı. Kahramanımız küçük yaşta kaybettiği annesinin verdiği hediyedeki sihri keşfetme yolunda ona en baştan beri yardımcı olan Dew Drop Fairy’nin davranışlarındaki sahteliği maalesef biraz geç anlamıştı. Eşyanın tabiatı gereği idi: Bir ipte iki cambaz oynamaz, beraber yürüdük biz yollarda kof bir retorik kalırdı. Sultan Süleyman’da yeri gelmiş, iktidar hırsı ile oğlunu öldürmek zorunda kalmıştı. Dürüst, akıllı hatta cesur olmak bazen başarmak için yetmezdi. Clara’nın Dew Drop Fairy’e yaptığı tüm iyilikler maraz doğurmakta, çünkü haktan fazlası tavize sebep olmaktaydı. Zaten Fairy’deki sahte tevazu da aslında aşırı kibirle ilgiliydi. Gerçekte gücü yetmiş iken elli göstermekte ama gizlediği asıl niyeti pek tabi ki doksana ulaşma isteğiydi. NOT :7
geri
