HAFTANIN FİLMİ : ITHACA
Ünlü oyuncu Meg Ryan’ın bu kez yönetmen koltuğunda olduğu “Ithaca” adlı film ilk denemeye rağmen oldukça keyifli bir seyre sahipti. İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçen öykü, kahramanımızın genç yaşta işine olan çaba, özen ve yüksek sadakatini konu almıştı. Bazı karakterlerin derinleşip, bazılarının ki özellikle Tom Hanks’in oynadığı baba rolünün ciddi ihmal edildiği filmde beni en çok etkileyen müziklerin doğru bir tercihle John Mellencamp’e emanet edilmiş olmasıydı. Bir sahnede bir askerin içinde oldukları ikinci dünya savaşını diğer tüm savaşları bitiren savaş olarak tanımlaması aslında okul yılları bize öğretilen savaş sebeplerine de oldukça kısa bir yanıttı. Savaşın en zor anlarından yaşanılan kayıpların ailelere bildirme işlevini lokal bir firmada başarıyla yapan Homer’in iş yerindeki olağanüstü hızı, aynı işi yapan diğer ulusal firmalara kıyasla bir hayli önde idi. Patronunun işin icrasında ona verdiği nasihatlerdeki nüans ayarı bir kadının doğum gününü unutmayıp, doğum yılını hatırlamayacak kadar diplomat tavırlıydı. Postaların her birinin aktarımını başarıyla yapan Homer karşısında şaşkına dönen ulusal firmaların bir türlü anlayamadığı, maalesef daha henüz Homer kadar metodolojiye sahip olmamalarıydı. Sürekli o nasıl yapıyor, buna kafa yormakta, oysa biraz metot çalışsalar, sorunlara da çözümü çok daha kolay bulacaklardı. NOT : 6.5
geri
