HAFTANIN FİLMİ : SATICI (THE SALESMAN)
Merak edip, görmek istediğim yerler arasında İran başta gelenlerdendir. ABD’nin gelecekte İran’la bir işi olsa gerek ki, oskarlarda en iyi yabancı film ödülü bu sene beklenmedik şekilde İran’ın oluverdi. Asgar Ferhadi elbette bunu öncesinde hak etmişti ama bazen işin siyasi ayağı eksik kalınca, siz ne yaparsanız yapın, hakda yerini tam olarak bulmamaktaydı. Sinemanın altın çocuklarından İran’lı yönetmen ödül törenine başkan Trump’ın Müslüman ülkelere koyduğu vize yasağını protesto ederek, baştan beri takındığı asil duruşunu o gece yeniden tekrarlamıştı. İran’da geçen hikayede tiyatrocu karı kocanın başlarından geçen talihsiz olay sonrası dağılan dünyalarını yeniden toparlama çabaları, içinde bulundukları toplum şartlarında bir hayli zor olandı. Karısına saldıran kişiyi bulmada uyguladığı tüm yöntemlerde adeta Komiser Kolombo duyarlılığında olan Shahab Hosseini muhteşem performansıyla da seyirciyi sonuna kadar filmin içinde tutandı. Haklıydı da, kişilik top yekün olmazdı, en güvendiklerin dahi an gelir, kötü şeyler yapabilirdi. Akıl mekanizmasına sahip insanlara güvenmek çok daha doğru olandı. Zeka aklın rakibiyken, sayısal çokluk zıddıydı. Shahab’ın süreçte yaşadığı temel sıkıntı birazda buydu, kendisi olmayan bir şeyi asla oldu gibi göstermezken, yakın çevresi gerçeği görmek istemeyip, bilakis ona uygun gerçek üretmeyi çok daha doğru bulmaktaydı. NOT :7.5
geri
