HAFTANIN FİLMİ : TARZAN EFSANESİ (THE LEGEND OF TARZAN)
Filmin adı Tarzan olunca içerikte Sheakspearevari diyaloglar yerine iyi görsel eşliğinde sürükleyici sahneler izleyen açısından çok daha ilgi çekici olmaktaydı.. Alexander Skarsgard'ın Tarzanı başarı ile canlandırdıgı filmde Jane'i oynayan Margot Robbie ile de uyumu oldukça dikkat çekiciydi. Hayvanlar ve insanlarla iletişimini çok iyi kuran Skarsgard, her ne kadar çabalasa da, yardımcı oyuncu usta aktör Samuel Jackson'ın gölgesinden yine de kurtulamamıştı. Jackson gibi Tarantino filmlerinden tanıdıgımız Oskarlı oyuncu Christoph Waltz her zamanki iyi oyununu burda da sürdürürken, kendisine bundan sonrası için nacizane tavsiyem artık yalnızca kötü adam değil başka rollere de soyunarak, oyunculuğunu biraz daha çeşitlendirmesiydi. Benim için Tarzan seyretmenin en olumsuz tarafı öngörülebilir sonucu ile mücadeleyi hep Tarzan'ın kazanmasıydı. Zaten bildik de bir paradigmadaydı, az olan nitelikli olmak zorunda yoksa çok olan azı mutlaka öldürecekti. Kötü adam Waltz işler tersinde gidince, Tarzandan affını istemiş, yapmış olduğunun hata değil, yanlış oldugunu bir türlü fark edememişti. Hata yetersizliklikle ilgiliyken, yanlışta mutlaka taraf olma vardı.Tarzanın Jane'e olan aşkı sakınmak manasında kıskançlıkken, hasete dair de hiç bir iz taşımamaktaydı. Cazibe o kadar ileriydi ki aralarındaki aşk ikisi içinde eşik ötesi haldeydi. Her aşkta istenen birinin diğeri için kendini feda etmesinin, ilişkilerinin en önemli yanı olması, belki de Tarzanı bunca yıl birazda bu yüzden Tarzan yapandı. NOT :7
geri
