HAREKET YAŞAMDIR
Yaşam nedir?Cevabı hepimize göre değişebilir.Kanın hızlı akması,kalbin atması,gözlerin görmesi,ciğerlerin temiz havayla dolması,midenin dolup boşalması,elimizin ayağımızın tutması belkide...
Yaşam;bütün hastalık yapıcı etmenlere karşı bedenimizin hayatta kalma çabasıdır.Hastalanırız iyileşiriz, sonra tekrar hastalanırız, sonra yine iyileşiriz.Her hastalandığımızda vücudumuz iyileşmek için de bazı sistemlerini çalıştırır.
Herkesin hayatı boyunca yatak istirahati gerektiren hastalıkları olmuştur.Bunlar kısa süreli, 1-2 günlük istirahatlerse sorun yaratmaz.Fakat bazı patolojik durumlar vardır ki uzun süreli yatak istirahatine yol açar ve bu da beraberinde bir çok sağlık problemi oluşturur.Yani otomatik sistemlerimiz işlerken birden aradaki halkanın biri kopuverir.
Bizleri yatağa bağlayan patolojiler neler olabilir;
-Kişilerin kendisinin seçtiği sedanter yaşam tarzı
-Hastalık,yaralanma ve ameliyat sonucu uzun süreli yatak istirahati
-Travma ve kırık sonrası tüm vücut veya bir bölümünün cihazlanması ya da alçılanması
-Nörolojik hastalıklar sonucu hareket kabiliyetini kaybetmek.
Aslında immobilizasyonun gerçek nedeni;kişinin dinlenme ve fizik aktivite gibi iki biyolojik olayı dengeleyememisidir.Eskiden medikal tedavilerin yapı taşı yatak istirahatiydi.doğal savunma mekanizmaları ile hastalığın yenilebilmesi için hasta yatırılır savunma sistemi geliştirilmeye çalışılırdı.
1940'ların sonunda uzun yatak istirahatinın fiziksel kapasiteyi azaltarak kişiye zarar verdiği anlaşıldı..Özellikle uzay çalışmaları ve sıfır yerçekiminin insan organizması üzerindeki etkilerinin belirlemesi, egzersizlerin günlük hayatımızda ve tedavideki yerini bir kez daha vurgulamıştır.
Uzun süreli yatan bir kişinin, merkezi sinir sisteminde bazı değişiklikler olur.Örneğin, felç geçiren birini düşünelim;beynin etkilenme durumuna göre kişi izometrik ve izotonik egzersizleri yapamaz, zamanla hareket kapasitesi azalır, motor verimi düşer.Bu immobil dönem sonunda anksiyete ve depresyona sebep olur.
İmmobilizasyonun en belirgin etkileri kas iskelet sisteminde olur.Hettinger ve Mueller yaptıkları çalışmada yatak istirahati sonucu kas kitlesinde birinci haftada %20'lik bir azalma,ikinci haftada ise kalan kas kütlesinin de %20 azaldığını saptamışlar.Örneğin alçıya alınan bir kolda ilk 10 günde kas gücünün %36'sının kaybedildiği belirlenmiş..Bu kayıp rehabilitasyonda çok önemlidir.Kası maksimal gücünün %100'ünde bile çalıştırsak bir haftada kas gücünün %10'unu kazanabiliyor.Diyebiliriz ki uzun sureli bir immobilizasyon kas kitlesini azalttığı gibi dayanıklılığı da azaltır.Hareketsizliğe bağlı tendonların çekme fonksiyonu ile ortaya çıkan günlük gerilme ve zorlanmalar azalacağından kemik kitlesindeki yapım-yıkım mekanizması bozulur böylelikle osteoporoz oluşur.
Aktif pasif kareketler yapılamazsa eklem çevresindeki kas dokusu bağ dokusuna dönüşür ve sertleşir.Eklemlerde deformiteler oluşur.Hareketsiz bir eklemde kanama,enfeksiyon,doku travması,ödem ve kontraktür oluşur.Hareket edilemeden geçen süre daha da uzarsa kardiovasküler sistem,solunum sitemi,sindirim sistemi,endokrin sistemi de yavaş yavaş bozulmaya başlar.
Yazımın sonunda tekrar sormak istiyorum.Yaşam ne demek?İşte benim cevabım;YAŞAM;HAREKET EDEBİLMEKTİR.Hareketsizlik bütün sistemlerimizi teker teker çökertiyor çünkü.Bizi yatağa bağlayabilecek sağlık sorunlarıyla karşılaşabiliriz;ama olabilecek en kısa zamanda hareket etme kapasitemizi kazanmaya uğraşmalıyız;yaşamak için.
FZT YURDAGÜL KARACA
geri
