"Her"
Bir perakende konferansında dinlemiş ve büyülenmiştim Japon asıllı ABD’li kuramsal fizikçi ve fütürist Michio Kaku’dan..Fiziğin bu kadar basit ve kitlelerce anlaşılır anlatımına bugüne kadar sadece Stephen Hawking’in kitapları sayesinde ulaşabilen birisi olarak, benzer üslubu üstelik birde yüksek doz mizah eşliğinde kendisinden dinleyebilmek benim için adeta dondurmalı irmik helvası kıvamında bir deneyim olmuştu. Bay Kaku’nun sunumu her çağda yeniliklerin fizikçilerin buluşu ile hayata geçtikten sonra finansçıların bu buluşu nasıl ekonomik balona çevirdiğini, balon sonrası devamında da sürecin maalesef nasıl global krizlerle tamamlandığı tezi üzerine dayanıyordu. Aslında konferansa gitmeden, konuşmacıların özgeçmişlerine baktığımda, aklımdan geçen ilk soru ulan bir fizikçinin perakende sektöründe ne işi var şeklinde idi ama neyse ki dinledikçe yanıtını almam ve ne kadar önemli olduğunu kavramam çok fazla uzun sürmedi.
Dr. Kaku daha çok 2030’lu yılların projeksiyonunu çizdiği anlatımında ayrıca gelecek 15 yılda perakendenin tıp, eğitim ve lojistik sektörleri ile birlikte dijital çağa en hızlı adapte olacak dört ana sektörden birisi olacağına sektör temsilcileri biz dinleyenler için ayrıca vurgu yapıyordu. Çocuklarımıza yabancı dil öğrensinler diye aile bütçesinden ciddi kaynak ayırdığımız şu günlerdeki çabanın ileriki yıllarda nasıl tarih olacağından; avukat, mali müşavirlik, doktorluk gibi mesleklerdeki en azından çok temel bilgilerin artık evimizdeki duvarlar üzerinden bağlantı kuracağımız bilgi yüklü sanal danışmanlar üzerinden ne şekilde verilip; yine çip maliyetinin on beş yıl içinde 1 sent civarında olup, bu sayede kullan at bilgisayarların bugünün kağıdı pozisyonuna nasıl geleceğine kadar anlattığı tüm konuları salondaki herkes ağzı açık bir şekilde hayretler içerisinde dinliyor, kaçırmama adına da ayrıca dikkatlice not alıyordu. Kendisinin örneklediği bize şu an imkansız gibi görünen dijital gözlüklerin ABD ordusunca Irak savaşında nasıl denenip, testi geçtiğini, yine bu gözlüklerin zamanla piyasalara sürüldüğünde, kullanım ve estetik açısından özellikle çocuklar ve kadınlarda yaratabileceği olası rahatsızlıkları ayrıca hesaba katıp buna karşı geliştirdikleri çipler sayesinde nasıl önlem aldıklarını bizlere resmen ilan ediyordu. Böylece pek yakında karşınızda lisanını bilmediğiniz bir kimsenin size söylediklerinin, anında tercümesinin alt yazı eşliğinde gözünüzün önüne nasıl geleceğini dil bilmeyenlere bir nevi resmen müjdelemiş oluyordu..
“Her” adlı filmi seyreder seyretmez ciddi kulaklarını çınlattım Bay Kaku’nun.. Filmde yakın gelecekte insanlar artık dostlukları, iletişimi tamamen bırakmışlar, akıllı telefonları ile akıllı sistemler dahilinde yapay zeka ile donatılmış, cinsiyet ve ses tonlarını kendilerinin seçtikleri insanlarla dostluklar kurmaktalar, hatta o kadar ki akıllı telefondaki sanal arkadaşını yöneten operasyon merkezi ile ayrıca anlaşarak, gerek duyduğunda arkadaşlığın boyutunu birbirleri ile fiziksel temas kuracak kadar ileriye götürmüş durumdalar.. Beş ayrı dalda Oskara aday olan ve bence çok ilginç senaryosu nedenli en azından ilgili dalda heykelciği hak ettiğine inandığım bu filmin yine de sonunu getirme adına inanın ciddi zorlandım, emim seyredince sizi de biraz zorlayacaktır, hatta belki salondan yarısında çıkıp terk edenler dahi olacaktır. Gelecekte her geçen gün şeffaflaşmanın bugünden fazla, bilginin de herkese çok daha açık ve ulaşılabilir olacağı kesin kabul görmüş durumda. İşte benim bu işten asıl keyif aldığım kısım da burasıdır, sonuçta kozmosun düzeninde en az adalet bacağı kadar önemli diğer vazgeçilmez bir unsuru olan rekabette bu sayede korunmuş olacak hatta bilakis teşvik edilecektir, bu toplam fayda adına mutlak iyi olandır, bugüne kadar hiç yanıltmamıştır, rekabet her dönem berekettir.
geri
