John Wick
“Matriks” gibi efsane bir filmi üretenlerin yıllar sonra yeni bir film yaratıyor olmalarını duymak başta beni çok heyecanlandırsa da, gidince gördüklerim sonrası hissettiklerimde ayrıca maalesef bir o kadar hayal kırıklığı oldu. Her ne kadar bazı silah sahnelerindeki son derece estetik çekim teknikleri izleyen açısından çok keyifli de olsa, açıkçası böyle bir birliktelikten beklediğimi yine de tam karşılayan olmadı. Oysa gönül isterdi ki böylesine güçlü bir ekip hazır bir araya gelmişken, son yıllarda film endüstrisinde çok kısır giden senaryo derinliğine de el atarak, mevcut düzene keşke bambaşka bir boyut sunsalardı..
İnsanın özüne ait vahşi yanının bolca sergilenip, hikaye ve karakter derinliği açısından hiç iyi olmayan “John Wick” adlı film, örgütlü bir azınlığın örgütsüz çoğunluğu dünyanın merkezi konumundaki ABD’nin New York kentinde nasıl yönettiğini konu almakta. Rus mafyası liderinin ve emrindekilerinin bu organize halleri ile koca bir şehrin hakimiyetini ele geçirip, dilediklerini yapar hale gelmesi adeta bir kaşık yoğurdun iki kilo sütü nerede ise yoğurt hale getirmesine benzemekte.. Bir dönem bu Rus mafyasına çalışıp, daha sonra evliliği nedenli ara verdiği bela dolu hayatına tamamen tesadüf sonucu yeniden bulaşıp, üstelik eski patronu ile ölümüne savaşmak zorunda kalan John Wick’in dikkatimi çeken en büyük özelliği, hareket halinde karşılaştığı tanıdıklarına mutlaka durarak, selam verip, hal hatır soran tavrı oldu. Operasyonlarında dahi giymekten vazgeçmediği siyahın her tonundaki dar kesim takım elbiseleri ile zaten farklı bir tarza sahip olan Wick’in, böylece yaptığı her işle bizzat ilgilendiğini göstermesi, karizmasına katkı yaparak, etrafını ayrıca ciddi etki altına almaktaydı.
Wick’in yine de kafasında bir türlü anlam veremediği, toplumdaki çürük elmaların, yanındaki sağlam elmaları çürüttüğü halde mevcuttaki sağlam elmaların neden çürük elmaları iyileştiremediği konusu olurken, ona bu konuda kendi açımdan verilebilecek en iyi cevap enerjiyi doğru kaynaktan almanın esas önemli olduğuna vurgu yapıp, zaten elmanın da bu yüzden asıl dalında iken asla çürük olmadığını anlatmak olacaktı.
geri
