Mad Max : Fury Road

Cahit Sıtkı Tarancı’nın yaş otuz beş yolun yarısı eder dediğinden yola çıkan, bu hesaptan yolun tamamını da en fazla yetmiş yıl bulacaktır. Oysa “Mad Max : Fury Road”ı çeken usta yönetmen George Miller’in yetmişinde yaptığı işe de bakınca, Tarancı’nın hesabında bir yanlışlık olduğu da diğer yandan ayrıca muhakkak olandır. Dönemin bir çok bilim kurgu filminde görmeye alışık olduğumuz sentetik sahneler yerine, Miller'in çekimlerde daha çok tercih ettiği, harika bir  koreografi eşliğindeki yüksek oktanlı estetik görsellerdi. Seksenli yıllarda çığır açan serinin otuz yıl sonra aynı etkiyi yeniden gösterip, öncekine göre çok daha feminen eğilim taşıdığı bu başarıda, en az Miller kadar başrollerde oynayan Tom Hardy ve Charlize Theron'un da oldukça ciddi katkıları vardı. Filmlerde diyalogu bir hayli seven benim gibi birisinin bile, diyalogun nerede ise yok denecek kadar az olduğu bir filme bu denli zevkle bağlanması, daha önce hiç başıma gelmediğinden, açıkçası film sonunda beni de oldukça şaşırtandı. Bölgemize düşünülen Akkuyu santraline muhalefet edenlerin kulaklarını çınlatırcasına, meydana gelen nükleer bir patlama sonrası yaşananları konu alan öyküde benim en çok dikkatimi çekense, kendi kolonisini kuran ölümsüz Joe’nun ona itaat edenlere uyguladığı farklı ceza dinamiği olmuştur. Joe’nun yanlışla, hata arasındaki farkı ayırt ettiği bu düzende, hatada yetersizlik gördüğünde, hafif ceza ile yetinen hali, yanlışta ise taraflık hükmü verip, cezayı ölümle sonuçlandırandı. Theron'un, Joe’nun damızlık eşlerini yanına alarak, fırsatını bulduğu ilk anda kaçtığı ve yine düzene isyan eden Hardy ile birlikte Joe'ya karşı verdikleri yaşam mücadelesinde, Joe’nun sahip olduğu kalabalıkları yönetirken kullandığı metod, onları mutlu etmek değil daha çok korku salarak kendine itaate sağlamaktı. Pek de haksız sayılmazdı Joe, insanoğlunun gerçekten yapısında vardı : Ciddi sıkıntıları sonrası doktora gidip, doktordan sağlığı için her sabah mutlaka yürüyüş yapın uyarısı da alsa, bazen üşenip, buna bir türlü uymazdı ama bir gün sokakta peşinden köpek kovalasa, arkasına dahi bakmaz, durmaksızın dakikalarca koşardı.



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar