Niyazi Gül Dörtnala

Ülkemiz nüfusu yüz milyona da yaklaşsa, yine de aramızdan halen nadir çıkmakta Ata Demirer gibi mizah dünyasına damga vurmuş komedyen değerler..Stand-upla başlayan şöhret basamaklarına Yeşilçam kariyeri ile devam eden Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar, Ata Demirer gibi yeteneklerin bence yapmış olduğu en büyük hataları, takım oyununda işi ehline bırakmayıp, sinemayı halen tek kişilik bir oyunmuş gibi sanmaları.. “Niyazi Gül Dörtnala” adlı film yine benzer şekilde beklentimi tam olarak karşılamasa da, bunda faturayı sadece ticari düşünmekle eleştiri alan yapımcılara da asla çıkarmamak gerek..Asıl sorunu düzeltmesi gereken izleyicinin bizzat kendisiyken, ne yazık ki kitle her zaman olduğu gibi burda da neye ihtiyacı varsa daha çok onu yüceltir bir vaziyette. Aslında birazda sorunun çözümü kitle ile oynamakken, bununda uzun soluklu, sabırla nakış gibi işlenmesi gereken bir süreç olması çözümü maalesef her geçen gün daha da erteler bir nitelikte.. Demet Akbağ ve Levent Ülgen’in Ata Demirer’e eşlik ettiği öyküde, alaylı ve mektepli şekilde mesleğini icra eden dürüst veteriner Niyazi’nin keşfettiği doğal doping, at yarışı camiasının oldukça dikkatini çekerken, bu piyasanın iki önemli ismi Şahmerdan ve Rıza için de bu vesile ile Niyazi ile yakınlaşmak oldukça zorunlu bir hale gelir. İşin ilginç yanı ikilinin Niyazi ile ayrı ayrı yaptığı görüşmelerde sahip oldukları hakim olma arzusu, tam tersi Niyazi’nin karakterinde hiç yokken, Niyazi daha çok insan olmanın onurunu simgeler şekilde ahlakın fazilet yönüne dikkat çekendi. Çok farklıydı Niyazi, etrafındaki herkes üstünlük, aşağılık ve hatta eşitlik kompleksi yaşarken; kendisi ne alt, ne üst, ne de eşitiz diyendi, ona göre her varlık biricik, farklı ve bir o denli de eşsizdi. 



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar