Pek Yakında

Tarantino’nun Uma Thurman, Martin Scorsese’nin Robert De Niro gibi oyuncularla çalışma takıntısının bir benzeri sanırım Cem Yılmaz’da da var.. Öyle ki nerede ise ilk filmi Gora’dan bu yana, Yılmaz, Ozan Güven, Zafer Algöz ve Özkan Ugur’dan oluşan kemik kadrosu ile hep kol kola. Bazıları bunun hafiften kolaya kaçma olduğunu ima da etse; bence bu denli  tiyatrosal harmoniye sahip bir ekiple çalışmak, beklentiyi her defasında biraz daha yükselteceğinden, durum bilakis kendisi için sanki çok daha zor gibi.. Yılmaz çoğu kimse gibi benim içinde tartışmasız Türkiye’nin son yirmi yılına damgasını vuran en büyük komedyenlerinden.

Hatırlarım lise dönemi ABD’deki stand up showların comedy central kayıtlarını videoculardan kiralayıp, seyretmek en keyifli anlardandı. Derken üniversite yıllarında, bizi çok eğlendiren bu formatla ilk Rüstem Batum sayesinde de tanışsak, asıl ülkece türü daha benimsediğimiz an, birazda Leman’dan çıkıp, kısa sürede her kesimi kahkahaya boğan Cem Yılmaz sayesinde olmuştur. Özellikle Yılmaz Erdoğan’ın “Vizontele” sinde ki Fikri ve Ömer Vargının “Her Şey Çok Güzel Olacak” da ki Altan’ı oynadığı kurnaz tiplemelerle kalbimde taht kuran Yılmaz’ın, müthiş yeteneğine rağmen sinemaya sonrasında daha ciddi bakan tavrı, geçen sürede ona hem pahalıya patlamış hem de çoğu kişi gibi bende de azıcık hayal kırıklığı yaratmıştır. Hâlbuki işin ehli olduğu komedi dalında yoğunlaşıp, toplumca sahip olduğumuz kalitesiz mizah derinliğimize katkı yapsa, kanımca sanki çok daha iyi olurdu.

“Pek Yakında” her ne kadar beklentimi karşılamasa da, öncekiler gibi yine zevkle seyrettiğim, özellikle Algöz’ün muhteşem oynadığı güzel bir film olmuş. Benim medyadaki gişe tartışmalarından daha çok filmde ilgimi çeken, Yılmaz’ın insan hayatında önemli yer tutan “ istemek” fiiline arka planda yaptığı vurgudur. Hem Türk sinemasının 100. yılı adına Yılmaz’ın iyi bir film yapma, hem Yılmaz’ın canlandırdığı Zafer’in karısına artık değiştiğini ispat etme, hem de Ahben rolünde Algöz’ün yıllar sonra yazdığı senaryoyu hayata geçirme istekleri bu fiilin beden-zihin-ruh üçlemesinde bir bütün halde icra edildiğine örnek türdendi. Üstelik her biri o kadar naifti ki öyle sabah erken kalkacağına gece zihnen karar veren ama sabah alarm çalınca,  bedenen yataktan kalkamayacak kadar da bölünen bir halde olan hiç değildi. 



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar