Savaşın Çiçekleri - Flowers of War
Savaş sahneleri bu kadar mı dozunda ve gerçeğe yakın olur, görsel çekim ve renkler bu kadar mı etkileyici hatta sahneler filmin müziği ile adeta dans edercesine bu denli mi muhteşem bir uyum içerisinde olur? Tüm bunlar yetmezmiş gibi aldıkları rol sayesinde belki de kamera ile ilk defa tanışan onlarca çocuk yaşta gencin bence baş roldeki usta aktör Christian Bale’i dahi gölgede bırakan muhteşem performansları bu kadar iyi bir seçimle mi olur dedirtircesine kadar alkışı hak ediyor yönetmen Zhang Yimou..
Tamam Livaneli’nin Atatürk’ü anlatan “Veda’sı”, tamam Faruk Aksoy’un “Fetih” adlı filmlerini yıllar sonra daha iyi bir şekilde ekrana yansıttık ama “Savaşın Çiçekleri (Flowers of War)” adlı tarihi, savaş- dram tarzı olan filmi görünce kıskanmadım değil Çinlileri, bizimde onlar gibi daha büyük oynamamız lazım bu tip eserlerde..Kendi yakın tarihlerinin en kara günlerinden birisi olan Nanking cephesinde, saldırıya uğradıkları Japonlar tarafından gördükleri vahşet ve iğrençlikleri dünyaya, evrensel bir dil olan sinema ile bundan daha iyi bir şekilde sanırım anlatamazlardı. Başlarına gelenler Nazilerin yaptıklarını pek aratmayacak cinsten, öyle ki yapılan tecavüzlerle bugün hayatta olan yarı Japon yarı Çinli olanları toplasanız eminim bugün nüfusları çoğu ülkeden fazla çıkar.
Filmde Japonların zulmünden kaçmak üzere kendilerini güç bela kiliseye atan ve orada korunma garantisine güvenen Nanking’in nehir kenarı bölgesinde ün salmış süslü hayat kadınları, kendi hayat tarzı ve görüşlerine taban tabana zıt kilise bünyesindeki mutaassıp kız öğrenciler ile başta her ne kadar bir araya gelmekte ve anlaşmakta zorlansalar da başlarına gelen acımasız olaylar sürecinde onlarla olan dayanışmalarını ister istemez artırmaktalar..Aslında en güzeli herkes başkasının özgürlüğüne bulaşmadan, kendi faydasına olsun olmasın başkasına zarar vermeden, dilediği gibi yaşasa, adalet ve rekabete uygun paylaşmayı baştan kabul etse, ortada ne anlaşmazlıklar olacaktır ne de kavgalar..Evren için ne olursa olsun tüm bunlar sorun olmamakta, onun için ha Afrikalı zayıf ha ABD’li şişman, olan biz bu hataları yapan insanlara ve toplumlara olmakta, umarım insanlık bu vb benzeri öykülerden ders alır, daha iyi kıvırır bu süreçleri yoksa Allah hep bela saracaktır buna sebep olanların başlarına, orası kaçınılmazdır.. Not :7.5
Bir başkadır FB-TS rekabeti, gecmısı ıle bugünü ıle hep dikkat çeker, hep gündemdedir.. Gidin Trabzon’a, sorun Faroz’da bu rekabetin tarihini ve hislerini, eminim aldığınız cevapta rekabetin dünya listelerini zorlayacak çapta olduğuna şahit olursunuz..Hababam sınıfında İnek Saban’ın meşhur “ hiç kimseden çekmedik su Trabzon’dan cektıgımız kadar” sözüne gidecek kadar eskidir bu süreç.. Dun iki taraf çok zorladı ama sessizlik bozulmadı Kadıköy’de.. İyi mücadeleye rağmen gol gelmedi, yıllardır Kadıkoy’de galibiyete hasret TS çok yaklaşsa da kazanamadı yine,FB ise tempo ıcın seyircisini çok aradı dun, ceza almak böyle pahalı ıste, takımın en ihtiyacında uzak bırakmakta sizleri.. Bu iki camiadan korkulur, biri şampiyon olmadan, şampiyon gibi anonsla sahaya atlar, sampıyonlugu kutlar; dıgerı sampıyon olmadan, şampiyon gibi sanal alemde web sitesinde kendini sampıyon ılan eder ve kutlar..Neyse ki Mac bitiminde absurd bir şey olmadı bu defa, her iki taraf da sakindi, sevinen yoktu, aşamadır, gelişme vardır Turk futbolunda..
geri
