Şef (Chef)

Keller, Bocuse, Ducasse, Arzak her biri farklı ekollerden de olsa gastronomi dünyasında her dönem, herkesçe saygı duyulan şefler..Cok düşünmüşümdür, acaba bir müteşebbis çıksa ve bu kalibre şeflerden herhangi birisini bu stres dolu yaratıcı moleküler mutfak halinden çıkarıp, yine şefin yaratacağı basit bir menü eşliğinde şöyle daha geniş kitlelere hitap edebileceği bir işletmeye ortak alsa, kim bilir ortaya nasıl bir format çıkardı diye..
İşte hep merak ettiğim bu durumun "Şef (Chef)" adlı filme çok benzer şekilde konu olması benim için gercekten cok hos bir sürpriz oldu. Hikaye, baş aşçı rolündeki kahramanımızın çalıştığı yüksek ambiyansa sahip restorandan istifa edip, sonrasında yardımcısı ve küçük yaştaki oğlu ile beraber tasarladıkları kamyon üzerinde yaptıkları çok özel Küba sandviçlerini satmaya giden serüvenlerinde başından geçenleri konu almakta.. Mizahın yerinde bir doza sahip olduğu filmde, ekibin satış noktası güzergahında New Orleans ve Austin gibi hem müzik hem yemekte ekol olmuş iddialı yerleri seçmesi, bu işe ve yaptıklarına ne denli inandıklarının adeta göstergesi..
İzleyen açısından yaşanabilecek en büyük sıkıntı filme aç bir şekilde gitmek olacaktır. Hal böyle ise inanılmaz malzemeler eşliğinde film boyu estetik ağız hareketi ve sesler eşliğinde görsel ziyafet sunulan sahnelere dayanmak, seyreden için gercekten ızdırap veren bir durum olacaktır. Aile ve iş hayatında ciddi sıkıntılar yaşayan kahramanımızın belki birazda bu acılardan kaçma adına hazza bu denli düşkün olması kendi adına kabul edilir de olsa,oglu ile olan ilişkisinde çocuğuna her fırsatta var olanı yok, yok olanı var olarak göstermenin bir nevi yok olmakla eşdeğer olduğunu anlatmaya calısması da o halde bir baba için ayrıca takdire şayan bir nitelikte..



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar