Sıra Dışı Anne (Ricki and The Flash)

Meryl Streep’in sinema kariyerine şöyle bir bakınca, insanın önünde adeta reverans yapası gelmekte.. Yıllarca çeşitli rollerde olağanüstü performansına tanık olduğumuz Streep’in, bu defa ailesini terk eden rock yıldızı bir anneyi canlandırdığı “Sıra Dışı Anne (Ricki and The Flash)” adlı film, her ne kadar jenerik ve tahmin edilebilir de olsa yine de izleyen açısından keyifli bir seyri de vaat eder bir durumda..Streep’in oyunu kadar sesinin de iyi olduğunu keşfettiğimiz film, Türk sinemasına damga vurmuş “Selvi Boylu Al Yazmalım” gibi çocuğun velayet ve vesayeti kimde olmalı sorusunu o denli fazla tartışmasa da, bir çok sahnesinde yapmış olduğu vurguyla da izleyeni konu hakkında bir hayli yoğunlaştırmakta.. Cumhuriyetçi kimliğiyle öne çıkan Streep’in kendi politik görüşüne oldukça ters biçimde oğlunun eşcinsel olduğunu öğrendikten sonra bunu hızlıca kabul etmesi sanırım annelik duygusunun ona verdiği çok özel bir güçtendi. Benim filmde en çok etkilendiğim karakter, Streep’in ayrıldığı eşinin ikinci evliliği yaptığı, çocuklarının da daha çok kendisine anne diye hitap ettikleri Maureen’di. Özellikle Streep’le tanıştıktan sonra Streep’in kendisine karşı gösterdiği tepki dolu yaklaşıma hiç beklenmedik şekilde sevgiyle karşılık veren Maureen’in süreçte baştan sona sahip olduğu basiretli hal, hepimiz içinde ayrıca örnek alınacak cinstendi. Verene karşı vererek dost olmak kolaydı, asıl olan karşılıksız da verebilen olmaktı. Zihinde çıkarını hesaplayıp, ona göre pozisyon alan, yani önce düşünüp sonra karar veren bir hareket değildi Maureen’in ki, bölünmüşlük hiç yok, üçleme hep tamdı : Zaten beden, zihin ve ruhun kusursuz biçimde dengede olduğu bu an ancak sezgiye bağlı manyetik bir yaklaşımla ortaya çıkabilendi. Puan: 6.5



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar