Tatil Zamanı (Vacation)
Filmi seyrederken, Çekiç güçte tercüman olarak askerlik yaptığım dönem ABD'li bir generalin İngiliz, Fransız ve Türk ekibinin birlikte olduğu bir sohbet anında söyledikleri aklıma geldi. ABD'li komutan ABD ile Avrupa arasında demokrasiye yaklaşım konusundaki farkı basit bir örnekle masaya oldukça net koyandı : ABD'li bir asker, bir generalin karşısında ayak ayak üstüne atabilirken, aynı asker generalin kızı ile çıkmayı asla aklına getiremezdi. Diğer yandan Avrupalı bir askerse generalin kızı ile rahatlıkla çıkarken, tam tersi oda generalin önünde ayak ayak üstüne atmaya pek öyle cesaret edemeyendi. Dolayısıyla Avrupa'da fikir demokrasisi gelişmişken, ABD'de ise daha çok tavır demokrasisine yatkınlık vardı. İşte “Tatil Zamanı (Vacation)” adlı film, bu tavır demokrasinin bazen ne denli ileri gidebileceğini, çocukluğundaki tatil gezisinin bir benzerini yıllar sonra kendi çocukları ile yapmak üzere yola çıkan baba rolündeki Ed Helms ve ailesinin gezi boyu yaşadığı şansızlıklar üzerinden iyi bir mizah eşliğinde başarı ile izleyene aktarmakta.. Gereğinden fazla kaba dil ve görsel kullanılan filmde özellikle ağabey rolündeki Skyler Gisondo performansı ile diğerlerinden bir adım daha öne çıkarken, yönetmenin gişede genç kızları filme çekmek adına kısa bir rolle ikna ettiği Chris Hemsworth’ün performansı da bana yıllar önce “Thelma and Louise” adlı filmde ilk kez gördüğüm janti aktör Brad Pitt’i hatırlattı. Hemsworth her mimiği Pitt kokan rolünde aslında hiç de kötü değildi ama bence bundan sonrası için olması gereken, artık bir şekilde kendi kimliğini ortaya koymasıydı. Unutulmaması gereken orijinal hep kopyanın önünde gidendi. ABD’li generalin lafı sonrası ben mi ne yapmıştım, her Türk gibi acaba bizde durum nedir diye elbette kendi kendime sormuştum. Verdiğim cevapta tamam bizim asker belki ne komutan kızıyla çıkan, ne de ayak ayak üstüne atandı ama diğer yandan dünyanın en şerefli ordusunun bir üyesi olarak da,aralarında hep en fazla asil olandı.
HAFTANIN OKUYUCU MEKTUBU
Geçen hafta çağımız bohemi diye tanımını yaptığınız hipsterlar yazınızı okuyunca birazcık şaşırdım. Ben ve arkadaşlarım okul kampüsünde kendimizi hep hipsterlara benzetirken, kendimizin bohemlerden oldukça uzak olduğumuzu zannederdik, dediğiniz gibiyse onlara da bayağı bir yakınmışız.
Nermin Atabar
geri
