The 33
Ne Marvelin süper kahramanları ne de Disneyin büyülü dünyası son yıllarda izleyen üzerinde bu denli etkiye sahip olmamıştı. Şili’de bir altın madeninde oluşan göçük sonrası yaşananları beyaz perdeye aktaran “The 33” adlı film, iki aya yakın bir süre yer altında kalan otuz üç çalışanın omuz omuza verdiği olağanüstü mücadeleyi konu edinmekte.. Göçük altında kalan işçilerin doğal lideri rolündeki Antonio Banderas her ne kadar dış dünyayı hatalı bulan agnostik bir tutuma da sahip olsa, başkalarına fayda verip, zarar vermeyen yanıyla da arkadaşlarından ciddi derece takdir alandı. Yetersiz donanım ve yiyecek stokuna rağmen sıfır kayıpla üstesinden geldikleri bu yaşam savaşında, maden sahibi ile göçük altında kalan işçi ailelerinin çözüme yaklaşım konusundaki görüşleri birbirlerinden oldukça farklıydı. Maden sahibi için mutluluk sadece ekonomik refahken, paraya olan aşırı ihtiyaçta birazda bu yüzdendi. Oysa diğer taraa ailelerin istediği daha çok kendi temel ihtiyaçlarıyla ilgili olandı. İşin ucunda en önemli değer olan insan canı varken, geride kalan her şey adeta teferruattı. Şartlar elbette sonuna kadar zorlanmalıydı ama bunun içinde farklı olanları bir araya getiren organik bir tür dayanışmaya ihtiyaç vardı. Neyse ki ciddi çıkmaza giren süreç hükümetin ilgili bakanı araya girince sonuçlanmış, üstelik yürekli bakan uzmanların verdiği karara hayır demekle kalmayıp, nasıl evet olacağını da ayrıca belirtmişti. Sanırım Hemingway bugün yaşamış olsaydı, yüksek ihtimal ilgili bakanı alnından öpmek isterdi. Nitekim onun tarifinde de cesaret tehlikenin üzerine gitmek değil, tehlike karşısında yalnızca zarif olmaktı. NOT :7
geri
