This Must Be the Place - Olmak İstediğim Yer

Merak ediyorum: acaba yönetmen, ünlü rock gurubu The Cure’in solisti Robert Smith’e, filminde yarattığı karakter için herhangi bir telif ücreti ödedi mi yoksa ödemedi mi diye? Taraflar arası olası bir davaya ben baksam, kesin ödemelidir derdim bu parayı, çünkü Sean Penn’in mükemmel oyunu eşliğinde canlandırdığı karakter tıpatıp kopyası Smith’in; saçından, dudagındaki kırmızı rujuna, konuşmasından yürüyüşüne kadar... Çok az filmde Avrupa kökenli bir yönetmenin, ABD coğrafyası ve insanını bu denli tahlil edebildiğine rast gelmiştim. Utah- Michigan-New Mexico eyaletleri arası kara yolculuğunda, karşılaşabileceğiniz olası en ilginç tipleri sırayla öykünün içine; güçlü oyuncu desteği, muhteşem görsel çekimler eşliğinde serpme yapmış yönetmen Sorrentino... Eğer Coen Kardeşler tarzınız ise maksimum düzeyde keyif alacağınız kesin “Olmak İstediğim Yer (This Must Be the Place)”adlı filmden, ben belki de o yüzden sevdim filmi yoksa temposu ciddi ağır ve görünürde pek olan bir şey yok; aslında  var ama yok, sihirde orada işte, espriler az ama birkaç tanesi ciddi üst düzeyde..

Nerede ise ilk 50 dakika hiçbir şey olmamakta, ne zamanki bir dönemlerin efsane rock starını canlandıran Sean Penn, ABD ‘de yaşayan babasının ölüm haberini alıyor, devamında Dublin’de çok monoton giden hayatına bir renk geliyor; çünkü babasının ölümü üzerine, ABD topraklarında babasına 2. Dünya savaşında işkence yapan Nazi subayını aramaya çıkıyor, bence bu gezide babasının işkencecisinden daha çok kendisini arıyor.. Mırıldanarak konuşan hatta gülmeyi dahi beceremeyen Penn’den Nazi avcısı yaratmak  ciddi ironik, Soykırımla bu şekilde ironik takılmanın bir benzerini komedi filmi “Life is Beautiful” da görmüştüm daha önce.. Filmin Dublin sahnelerinde Sean Penn’in genç hayran dostu Eve Hewson İrlanda’lı efsane müzik gurubu U2’nun solisti Bono’nun kızı aynı zamanda, nepotizm sevmem ama gerçekten çok iyi oyun çıkarmış kısa rolünde..Sean Penn bir ara eski tarih hocasını da ziyaret edip onu bu Nazi Soykırımını neden daha detaylı incelemeyip bilgilenmediği hakkında sorguluyor, keşke daha da ileri götürüp çöken Almanya ekonomisine rağmen Adolf Hitler’i ve ona güç veren bu silahlanmayı kimlerin hangi amaçla finansladıgını da sorsa idi, o soruların yanıtı bugüne dek Rusya’da, Ortadogu’da hatta Çanakkale’de neler olup bittiğini çok daha iyi açıklardı bizlere.. Not :7

Alex, Başkan Yıldırım’ın hapishane günlerinde belki takım kaptanına yakışır düzeyde ziyaretler yapmayınca tepki almış olabilir başkandan, görünen başkanın onu sildiği ve bunu Kocaman üzerinden sahneye koyması.. Aykut zaten sisteminde çok yer bulamamakta Alex’e, bunu da kullanıp bir anda yedek bıraktı türbinlerin sevgilisini üstelik çok önemli şampiyonlar Ligi vizesi maçı öncesinde..Polemiklere gerek yok, hoca memnun değilse elbette oyuncusunu oynatmayabilir ama ego vb sürtüşmeler, sosyal medya üzerinden atışmalar son derece yanlış hareketlerdi, en üzücüsü kulübün henüz bu  konularda bir disiplin yönetmeliği dahi yoktu ortada..Alex’siz elbette olur ama alternatifiniz Selçuk olmamalı, öyle olunca komik duruma düşmektesiniz, ne diyelim yazık oldu milyon eurolara, oysa uzatmaya kalabilse yakındı tura FB 10 kişi kalmış rakibi önünde, neyse her zaman gelecek sene vardır. Artık Şampiyonlar Liginde tek temsilcimiz var, oda GS, umarım iyi bir kura sonrası her şey lehinde gider Sarı Kırmızıların, sevgiler..



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar