BİZE BİR ŞEY OLMAZ!

BİZE BİR ŞEY OLMAZ!


Bize bir şey olmaz diye başlayan cümlelerin kullanıldığı işlerin birçoğunda bize bir şey olma ihtimali olmama ihtimaline göre artma eğilimi gösterir. İnsanın belki kendini rahatlatmak, belki çevresini rahatlatmak, belki de kötüyü çağırmamak isteği ile kullandığı bu tabir hayatın kendi öğelerine kurduğu en büyük tuzaklardan birisidir. İnsanoğlu bu tuzaklara düşmeye çok meyillidir. Titanik batarken hala çalmaya devam eden orkestra ya da İkiz Kuleler çökerken bir taraftan kendini aşağı atan insanlar varken diğer taraftan tahliye olurken sıraya girip sağ taraftan inmeye çalışan insanların akıbetleri malumdur.
Şimdi geri dönüp bakalım…
Haziran ayında 20 senelik iktidarın değişmesi akabinde uzun zamandır planlanan yeni stratejiler, vizyon ve hedefler ile FB yönetiminin başına geçen mentalite yaz aylarını bu koyulan hedefler doğrultusunda geçirdi.
Şahsi kanaatim her takımda mutlaka olması gereken ve özellikle İspanya’da çok başarılı olduğunu düşündüğüm Sportif Direktörlük pozisyonuna istihdamda bulunan FB’nin yeni yönetimi, tahminimce kulübü de iş hayatlarındaki portföylerinde yer alan şirketler gibi yönetmeyi planladı. Bu şekilde düşünmelerinde hiçbir sakınca olduğunu düşünmüyorum zira sonuç olarak o da bir karardı. Burada asıl sıkıntı, tayin edilen pozisyona istihdam edilen insan kaynağı idi. Seçim öncesinde de uzun süredir görüşüldüğü belli olan Comolli’nin, geldikten sonra gösterdiği performans onun FB’nin geçmişten beri gelen ve Haziran seçimleri akabinde de güncellenen hedeflerini gerçekleştirmeye ehil bir kişi olmadığının kanıtıydı. 
 
Velhasıl bu performanssızlık akabinde getirilen hocaların akıbeti de pek olumlu olmadı ve şu anda FB aynı sezon içerisinde üçüncü hocası ile devam etmek durumda kaldı. Comolli’nin görevine devam ediyor olması pek doğru bir hareket değil, bu konuda birçoğumuz hemfikiriz, bu ısrar, yönetimi de hataya büyük ortak haline dönüştürüyor. Sonuçta Comolli’nin hatası en fazla yetkisi kadardır ama onu oraya getirip, ısrarla orada tutan karar vericilerin sorumluluğu daha büyüktür. Sezonun muhasebesi yapıldığında bunu göz önünde bulundurmadan yorum yapmak yanıltıcı olacaktır zira kişinin ayinesi iştir, lafa bakılmaz.
 
Bütün bunların haricinde FB’yi bekleyen asıl büyük tehlike yaklaşan sıkıntıların yeteri kadar ciddiye alınmamasıdır. FB bir şekilde toparlar nasıl olsa, FB her türlü bu girdaptan bir şekilde çıkar da asıl sonrasına bakmak lazım, FB bundan daha kötü olamaz zaten dipte gibi Kasım ayından beri gelen yaklaşımların hiç kimseye faydası olmadığını, gerçeklerin böyle olmadığını hepimiz yaşıyoruz ve görüyoruz.
 
Takım her geçen gün kötüye gidiyor ve kümede kalma potasından kendisini bir türlü kurtaramıyor. Mart ayına geldik ve ligin bitmesine neredeyse 3 ay kaldı. Bize nasıl olsa bir şey olmaz diye diye bataklık bel boyunu aştı. 
Yıllardır bu ligi izliyoruz ve ligin akışı içerisinde kimin düşüp kimin kalacağını aşağı yukarı yorumlayabiliyoruz. Genelde 2 tane kesin aday olur, 1 tane de sürpriz takım kümede kalmayı başaramaz. Bu tip takımlarda genelde minimum 2 ya da 3 tane hoca görev yapar, ödemelerde sıkıntı vardır, yönetimsel krizler mevcuttur, taraftar ile araya kara kedi girmiştir ve en önemlisi sahada bir uyumsuzluk, basiretsizlik, yetersizlik kokteyli mevcuttur. 
 
Bu saydıklarımdan kaç tanesi FB’de var, onu siz yorumlayın ama Erzurum, Ankaragücü, Rize, hatta Akhisar dâhil herkes bir mücadele içerisinde ve kolay teslim olmuyorlar. Bunların haricinde yakın zaman Kasımpaşa, Antalya, Göztepe, Bursa gibi takımların da o bölgeye girmesi muhtemel ve ligin dibinin kaynayan bir kazan haline geleceği de aşikârdır. Şimdi bu kadar kalabalık bir mücadelede kimin kime omuz atacağı, kimin diğerinin omzuna basarak suyun üzerine çıkıp nefes almaya çalışacağını bilemeyiz, sonuçta bu futbol ve sahada oynanıyor. 
Türkiye Ligi’nde 38 puanın kümede bıraktığı varsayılır ve alttaki takımlar ilk etapta bu puana ulaşmaya çalışırlar. Şu anda FB’nin önünde 12 lig maçı var ve rahatlaması için alması gereken 14 puan var. En fanatik taraftar bile gönül rahatlığı ile bu 14 puan için cepte diyemez ve zaten dememelidir de. Sahada oynanan oyuna bakınca, önlerinde, paydaş herkesin diken üstünde karar alması ve hareket etmesi gereken bir dönem var. 
 
FB’nin önündeki iki deplasman BJK ve Başakşehir ile olacak. Arada ikinci yarının en formda takımı Rize ile oynayacak ve sonraki üçüncü deplasmanda da şu anda aynı puanda olduğu Ankaragücü ile oynayacak. Son dört haftada ise yukarıda saydığım ve bu bölgeye inmesi kuvvetle muhtemel Kasımpaşa, Akhisar, Erzurum ve Antalya ile oynayacak. Yukarıda dediğim gibi alt taraf kalabalıklaşmadan oradan çıkılsaydı rahat bir nefes alınabilirdi, ama ligin gidişatı öyle gösteriyor ki, artık her hafta ya bir düşmeme adayı ile ya da şampiyonluk adayı ile oynuyorsunuz. Aralara serpiştirilecek ve üç puan cepte denilecek hedefsiz takımlarla kolay maç kalmadı.
Peki, bu durumdan nasıl çıkıp nefes alacak FB?
 
Normal şartlarda bu performans trendi (içeride bir mucize olmaz ise berabere kalma, dışarıda ise bir mucize olursa berabere kalma) x ya da y Anadolu takımında olsa, düşecek kesin 2 takım arasına yazılabilirdi ama en büyük farkı unutmamak gerekir. O da insan yani taraftar faktörü.
Taraftarın artık maç maç düşünüp günü ya da diğer bir tabirle 3 puanı kurtarmaya çalışması tek seçenek gözüküyor. Şimdi diyeceksiniz ki, sahaya çıkıp onlar mı oynayacak diye ama taraftarın bir performans artırıcı olduğu muhakkaktır. Taraftarın bilmesi gereken en önemli husus bu seneyi unutalım seneye bakalım psikolojisi biraz daha devam ederse ortada seneye bakacak bir platform kalmayacağı ve bu sezonun sükûtu hayal ile biteceği gerçeğidir. Bu minvalde motive olmaları, yönetimsel hataları ikinci plana atıp takıma kayıtsız şartsız destek vermeleri Mayıs ayına kadar kesintisiz sürdürülmesi gereken en önemli husustur. 
 
Şunu kabul ederek başlamak lazım gemi su almaya başladı, yama tutmuyor ve içeride çalan orkestra da bundan haberi yokmuş gibi davranıyor. Orkestrayı ancak taraftar uyandırabilir…
Herkese sıhhat, akıl, huzur ve spor dolu bir hafta diliyorum.
 
 
 


geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar