Altın Çocuk

1960’lı yılların önemli uyarlamalarından olan ve yerel James Bond karakterimizi piyasaya sunan Altın Çocuk adlı filmde ana karakterimiz aynı aslı gibi Dünya’yı kötü karakterlerden korumaya çalışan, kadınların sevgilisi yani ismi ile müsemma altın bir çocuk idi…

Yıllar geldi geçti ve Dünyamız’ın altın çocuklara olan ihtiyacı hala bitmedi. Hep bir esas oğlan peşinde olduk, bir esas oğlan uğruna işin emekçilerini görmezden geldik…

Ama tüm mecralarda bu böyle değil midir? Birileri çalışır, diğerleri parayı toplar…

France Football’un yıllar önce başlattığı ve daha sonra FIFA ile birleşen Ballon d’Or ödülleri geçen hafta sahibini buldu. CR7, yine bu ödülü aldı.

Kişisel performanslara bakarak zaten almaması sürpriz olurdu…

Burada koyacağımız tek şerh, FIFA’nın da hep bir esas çocuk yaratma hevesinde olmasındaki soru işaretleridir.

Günümüz iki eksenli futbol dünyasında (Messiciler ve CR7ciler) zaten ödüller hep aynı kişiler arasında paylaşılıyor, bu sebepten artık başka kriterlere göre ödül vermek daha doğru olacaktır.

Kim ne derse desin, bu iki adamın da oynadıkları takımlarla beraber büyüdükleri kabul etmemiz gereken bir gerçektir. Arjantin ve Portekiz Milli Takımları’nın gelebildikleri yer ortadayken, bu adamlara her sene aynı ödülleri vermek yerine takımları yüceltmek daha önemli olacaktır.

Günümüz futbolunda takım olamadığın sürece, ne kadar büyük yıldız olursanız olun, takımınızı bir yere kadar çekebiliyorsunuz, daha sonra sizin de gücünüz iflas ediyor…

Her sene göstermelik olarak üçüncü bir figüran koyarak, sonra acaba kim ödülü alacak diye gizem yaratıp, en sonunda bu iki adamdan birine vermek artık kimseye haz vermiyor.

Bu adamlar zaten en iyi iki oyuncu ve oyun stili olarak birbirlerine pek benzemeyen elma ve armut diyebiliriz. Bir yıl biri alıyor, diğer yıl öbürü…

Peki futbol bu kadar rutin bir spor mudur?

Tartışılır…Tartışmalıyız…

Herkese sıhhat, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum…

 



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar