ARENA

Antik dönemde Büyük Roma İmparatorluğu’nun en büyük eğlencesi olan Gladyatörler, o dönemlerde şimdiki yuvarlak meydanların muadili olan sirklerde (circus) ve Collesium’da sahne alırlardı.  Amaçları imparatorlarını, tiranları ve halkı eğlendirmek olan bu köleler, birbirleri ya da vahşi hayvanlarla dövüşerek hayatta kalma mücadelesi verirlerdi. Onların hayatlarının bir önemi yoktu, zira onlar köleydi ve tek yapmaları gereken eğlendirmekti. Bu gelenek Roma’nın ikiye bölünmesinden çok kısa bir süre sonra senato ile beraber tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Az çok hepimiz Ridley Scott’un bol Oscar ödüllü filminden bu dövüş sahnelerinin ne kadar vahşi olduğunu hatırlıyoruz ve o dönemdeki insanların bundan nasıl zevk aldığı hususunda kafamızda soru işaretleri oluşuyor.

Bu soruların cevapları aslında günlük hayatımızda saklıdır. Modern dünyanın gladyatörleri aslında sporcular özellikle de futbolculardır. Halkı ve şürekâyı eğlendirsin diye 3 günde bir “arena”ya çıkarlar, görevlerini kah en teknik kah en vahşi biçimde yerine getirip, “inleri”ne geri dönerler. Bundan herkes mutludur. Yönetenler, yönetilenler, oynayanlar vs…

Beşiktaş’ın yeni arenasındaki açılış maçını izlerken bütün bunları düşündüm. Artık stadlarda bir ruh kalmadı, dışarıdan bakınca hepsi farklı mimaride gözükse de, içine girince hep aynı manzara… Televizyon başında izleyen birisine maçın taraflarını söylemesen bu maçın Antalya’da mı, Konya’da mı, Mersin’de mi, Bursa’da mı yoksa Telekom Arena’da mı olduğunu ayırt etmesi mümkün değil. Bu uluslar arası boyutta da bu şekilde maalesef. Gidin Munich Allianz Arena’ya, de ja vu yaşamamak mümkün değil zira kendisi Türk Telekom Arena’nın büyük abisi…

Yılların Wembley’i bile Cardiff’teki Millenium Stadı’nın aynısı haline getirildi ki Wembley ruh konusunda bir külttür.

İnönü, Wembley, Maracana, Ali Sami Yen, Della Alpi, Westfalen, Gelsenkirchen Park, Highbury gibi stadlar hep bir ruh taşıyan, bir şeylere isyan eden yapılardı ama maalesef artık hepsi arena formatında sıradanlaştılar…

Bu yapıların günümüz yeniliklerine adapte olması gerekiyor, bunu kabul etmekle beraber, hepsinin aynı mimari ile “arena”ya çevrilmesidir asıl sıkıntı…  Geçmişteki yaşanmışlıkları, acıları ve sevinçleri duvarlarında yaşatan stadların sıradanlaşmasıdır asıl sorun, maalesef. 

Popüler kültürün ve bunun tohumlarını attığı toplumların bilinçaltındaki Arena ve Gladyatör kültürünün hayata yansımasından başka bir şey değildir bu aslında.  4 tarafı yüksek tribünlerle çevrilmiş, yüksek desibelli ortamlarda birbirleri ile çarpıştırılan bu esirler bizim yegâne eğlence kaynağımızdır sonuç olarak ve bu yapılarla bu şekilde de kalmaya devam edecektir.

Ne mutlu ki biz ruhlu stadları yakaladık, ama ne yazık ki bizden sonraki nesiller için futbol “arena”dan ibaret olacak.

Herkese sıhhat,huzur, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum…

 



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar