Başakşehir
İsterseniz belediye destekli deyin, isterseniz Ankara’nın prensi deyin ama ortada yadsınamaz bir gerçek var ki; adamlar bu işi beceriyor. 2007 yılından beri, 1 sezon hariç, Süper Lig’de mücadele ediyorlar ve geldikleri durum ortada. Düştükleri sezon da zaten Abdullah Avcı’nın milli takım arası verdiği döneme rast gelmişti.
Göksel Gümüşdağ geçen hafta verdiği röportajda takımın maliyetinin 65 milyon TL (20 mio USD) civarında olduğunu belirtiyor. Bu kadar ucuza döndürülebilen bir takımın bugün ligi domine etmesi yılların birikimidir. Sistemin, şahısların önüne geçtiği bir projedir ve bu saatten sonra şampiyon olması artık sürpriz değildir.
Yıllardır kompakt oynayıp rakibin boşluklarını kollayarak edilgen bir oyun stratejisini kabul eden Başakşehir, artık olgunluk dönemini yaşıyor. Etken oyun sisteminin özelliklerini sahaya yansıtmaya başlayınca en çok gol atan ve en az gol yiyen takım olması başarıyı getiren en önemli faktör diyebiliriz. Orta sahada Emre Belözoğlu liderliğinde oyunun tempo ve yönünü ayarlamaları, hücum hattında Cengiz ve Visca’nın performansını da yükseklere çekiyor. Bu da takımın genel performansını daha homojen ve sürdürülebilir hale getiriyor.
Genel kanı, Başakşehir’in yeni Leicester olup olmayacağı ama şahsi kanaatim Leicester’in şampiyon olması tamamen sürprizdir ama Başakşehir üstüne koyarak geldiği ve domine ettiği bir sezonda ve önümüzdeki yıllarda sürprizden öte bir projedir.
Tek sıkıntıları seyircisizlik olarak görülse de, adamlar zaten alışıklar ve tam tersine rakip seyirci ile daha da motive oluyorlar. Deplasmanda hiç gol yememiş olmaları da bunu kanıtlar niteliktedir.
Galatasaray ve iki hafta sonraki Beşiktaş maçlarında alınacak 6 puan sonrası Başakşehir için başka şeyler konuşmaya başlayabiliriz.
Herkese sıhhat, akıl, huzur ve spor dolu bir hafta diliyorum…
Haftanın Olayı:
Riekerink’e kızlarının garsonluk yapıp yapmadığını soran Beyaz Tv muhabirinin GS tarafından haklı olarak yasaklanması… Ne için, hangi amaçla, hangi sonuca varmak için sorulduğu anlamak için 1 haftadır düşünüyorum ama elde var sıfır…Riekerink’in buna bile cevap veriyor olması Hollanda demokrasisinin ve hoşgörüsünün bir sonucu olsa gerek..
geri
