Futbola Yabancı Kalmak
Silüetini sevdiğim ülkemin futbolda her derdi bitmiş gibi yabancılarını konuşa konuşa bir türlü sadede gelemedik, saadete de eremedik.
Ben çocuktum, önce 2 yabancı vardı, büyüdüm 3 yabancı oldu, üniversite yıllarında 3+1 dediler, ona da tamam dedik. Bir gece ansızın sınırsız yabancı ile kontrat ama kadroda 6 yabancı oldu ve daha sonra hayatımız +0’lar girdi. Ben bu harekete yedek kulübesini Türkleştirme hareketi diyorum.
Şu anda 5+3 kuralı işliyor ve tırnak içinde bunun Türk futbolu ve futbolcusunun daha da iyiye gitmesi için en uygun kural olduğu iddia ediliyor. TFF başkanı, çıktığı programda bunun üzerinde rötuşlar yapıp devam edeceklerini gururla söylüyor.
Şimdi geriye dönüp baktığınızda UEFA Şampiyonu kadroda 6 yabancı vardı, Türkiye Dünya ve Avrupa Şampiyonaları’nda dereceye girdiğinde de bu şekilde oluşturuluyordu kadrolar.
Futbolumuzun genel anlamda mentalite ve organizasyon olarak geriye gittiği bu dönemde, günah keçisi olarak yabancıları ilan etmek tamamen şark zihniyetidir.
Artık bir sistemin oturtulup hayata geçmesi ve aksi söyleninceye kadar devam etmesi, tüm planlamaların bu doğrultuda yapılıyor olması gerekir.
Alternatif olarak;
1-Uluslar arası ilişkilerdeki mukabiliyet ilkesini hayata geçirip, senin oyuncularını yabancı saymayan ülke vatandaşlarını yabancı saymazsın. Örnek: İspanya’da senin oyuncuların AB sayılıyor, sen de İspanya vatandaşlarını yabancı saymazsın olur biter.
2-Ülkesinin milli takımının son 2 seneki kadrosuna belirli bir yüzdenin üstünde çağrılmış oyuncuları alma şartı koyarsın, yabancıyı serbest bırakırsın. Örnek: İngiltere’de bu kritere uymayan oyunculara çalışma izni verilmiyor.
3-Almanya’nın yaptığı gibi yaparsın ki bu benim aklıma en çok yatan yöntemdir. Kadronda en az 11 adet ilk lisansını senin ülkende almış oyuncu zorunluluğu koyarsın. Böylece bu oyuncunun millii takımında oynama yolunu da açarsın.
Bu çözüm listesi bu şekilde uzar gider ve şahsi kanaatim herkesin mutlu olup anlaşacağı bir yöntem çok zor bulunur. Önemli olan, ülke futboluna köstek değil, destek olacak yöntemde mutabık kalmaktır.
KİMSENİN PARASI!
BizanGs, basketbolcuların parasını ödemedi, adamlar ihtarname yolladı ve serbest kaldı. Furkan, Aradori, Jawai ve Vageoukas takımdan ayrıldılar ve en kritik maç öncesi takım rotasyonu 8 kişi kaldı, bir de Olympiakos maçından önce Erceg aşil tendonunu sakatlayınca elde var 7 oldu.
Bunlar olurken, BizanGs’nin yöneticisi Furkan hariç diğerleri için zaten süre bulamıyorlardı, iyi oldu gitmeleri demeye getirdi. Ben de içimden “yuh” demeye getirdim ama saygıdeğer bir insan olduğunu düşündüğüm ve bu lafı ona “tekfur”ların söylettiğini bildiğim için yuttum.
Sen adamlara kontrat yapacaksın, yükümlülüklerini yerine getirmeyeceksin, sonra adam hakedişini istediğinde, kimsenin parası GS’de kalmaz pozlarına gireceksin…
Kardeşim, bu adamlar aile geçindiriyor, çocuk okutuyor, yatırım yapıyor ve sen diyorsun ki, kimsenin parası GS’de kalmaz.
Ne diyecek bu adamlar çocuklarını okula kaydettirirken, merak etmeyin müdür bey, siz kaydı yapın, kimsenin parası GS’de kalmaz(!); ya da ekmek alırken bakkala, sen ver ekmeği, merak etme kimsenin parası GS’de kalmaz mı diyecekler (!)
Avrupalı buna güler… Ama neresiyle güler, onu siz hayal edin…
Herkese sıhhat, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum…
Haftanın Sözü:
-Bu çocukların önüne saygı yazıyoruz ama sevginin olmadığı yerde saygı olmaz. Çocuklar bize emanet verilmiş, hasta olmamaları lazım… Yazıktır… Günahtır... –Tolga Zengin, BJK Futbolcu (Akhisar maçı öncesi seremonide soğuktan üşüyen çocuklar hakkında konuştu)
geri
