Garrincha Garrarincha

Bugünlerde okumakta olduğum bir kitap, kafamda ‘fictious’ bir sorunun uyanmasına sebep oldu. “Pele and his times” adlı biyografiyi okurken geçmişe doğru bir yolculuk yapmadan edemedim. Bugün bu kitap yerine başka bir yıldız Garrincha’nın hayatını okuyor olabilirdim. Pele ile beraber 1958, 1962 ve 1966 Dünya Kupaları’nda oynamış, ilk ikisinde turnuvanın kazanılmasında en büyük pay sahibi olan bu eşsiz yetenek tüm gençlere örnek olacak dramatik bir sonla bu sahneyi terk-i diyar etti ve bizi zor bir ikilemin içinde bıraktı. 
(Not:1962’de Şili’de Pelé sakatlandığı için, Brezilya turnuvanın çoğunu onun yedeği Amarildo ile oynadı).
 
FIFA’nın Pelé’den sonraki en büyük Brezilyalı olarak ilan ettiği, büyük futbol tarihçileri tarafından en az Pelé kadar büyük kabul edilen ve en önemlisi Pelé’nin dahi benden büyük futbolcuydu dediği Garrincha, Brezilya milli takımı ile 1955-1966 yılları arasında çıktığı 50 maçta (bugüne kıyasla çok komik bir rakam) sadece 1 maç o da ’66 Dünya Kupası’nda Macaristan’a kaybetti.
 
Döneminin, Cristiano Ronaldo ve David Beckham gibi en popüler figürü olan Garrincha’nın özel hayatında yaşadığı sorunlar onun dramatik sonunu hazırladı. Hesaplanabilen çocuk adedi en az 14 olan bu yetenek 1983 yılında sirozdan öldüğünde futbol sahnesinde değeri tam anlaşılamayan bir yıldız daha kaymış oldu.
 
Çağdaşı olan Pelé gibi sadece futbola focus bir hayat yaşasaydı, bugün Maradona ile kavga eden, kredi kartı reklamlarına çıkan, ülkesinde bakanlık yapan, spor elçisi olarak ülkesine bir Dünya Kupası ve Olimpiyat ev sahipliği kazandıran kişi belki de o olacaktı, ama biz bunun cevabını hiçbir zaman net olarak veremeyeceğiz.
 
Aslında bu hikâye kendine iç ve dış çevresiyle futbol tarzı olarak C.Ronaldo, Ronaldinho’yu seçmek ile Messi’yi seçmek arasında gidip gelen genç nesile örnek olabilecek bir dramdır. İlkini seçenler için ‘Bu adam hangi gezegenden acaba?’ diye manşetler atılırken; diğerinin ise sadece futbolu ve o noktaya nasıl geldiği konuşulur. Sizce hangisi daha uzun konuşulur?
 
Genç yeteneklerin kaderlerini belirleyecek bu seçimlerini çok iyi yapmaları, iyi yönlendirilmeleri, öngörülü insanları yanlarından ayırmamaları gerekir. Bizim işte bu çocuklara ve gençlere futbolun bu yönünü öğretecek adamlara ihtiyacımız var, bir A Milli takım antrenöründen ziyade. Bu çocuklar şunu bilmeli, en üst seviyede oynadıkları 10 sene boyunca ‘garrincha garrarincha’ deseler, bunun meyvesini bol bol yerler ileriki hayatlarında.
 
Haftanın Olayı:
Melbourne’e hazırlık turnuvası oynamaya giden Liverpool’u, 95 bin taraftarın “You will Never Walk Alone” şarkısı ile karşılamasıdır. Dünya kulübü böyle olunuyor sanırım, başarılar hayal edildiği gibi gelmese de, büyüklük baki kalıyor. Takımlarımıza duyurulur…
 
Herkese spor dolu iyi bir hafta dileklerimle…
 


geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar