Guardiola Bey
"Kim ne derse desin, kariyerimin son maçına kadar, menajerlik yaptığım takımlar oyunu kaleden ve kaleciden başlatmaya devam edecek" diye bitiriyordu, Manchester City menajeri olarak 1983 yılında formasını giymeye başladığı ve 2013 yılında bir efsane olarak ayrıldığı Barcelona'ya 4-0 kaybettiği maçtan sonra Pep Guardiola...
24 Eylül'den beri oynadığı hiç bir maçı kazanamayan ama ondan önce oynadığı 7 resmi maçın tamamını kazanan Guardiola kendisini anlamaya çalışan İngiliz kamuoyuna ve tabloid basınına kendini bu şekilde anlatmaya devam ede dursun, herşeyi en uzman şekilde bilen sosyal medya ahalisi "Messili, Aguerolu, Robbenli takımları ben de şampiyon yapararım ne var ki' psikolojisini her yeni Guardiola takımı kurulduğunda hortlatmakta herhangi beis görmüyor maalesef.
İki tane taş parçası ve bir adet teneke içecek kutusu ile oynanacak kadar basit bir spor olmasından dolayı bu kadar uzman bulması doğal olan bu sporun özüne indiğinizde aslında hiç de 'babam da o takımı şampiyon yapar' kadar basit indirgenmemesi gerektiğinin bir kez daha vurgulanması gerekiyor.
Rinus Michels-Cruyff-Rijkaard-Guardiola-Villanova-Luis Enrique total futbol zincirinin doruk noktasını oynatmış, tiki takaya zirve yaptırmış bir adamın, 2016 yılında hala kaleciden pasla çıkmasını tartışmak çok fazla boş zamanı olmak ve gereksiz işlerle uğraşmaktan öte gitmez, gidemez.
Öncelikle şunun altının çizilmesi gerekiyor, o da şu ki, bu takımlar adam başı 12-13 km koşu mesafelerine, alan küçültmelerine, yön değiştirmelere bir günde ve herkesin 'babasının' bile rahatlıkla ulaşabileceği şekilde ulaşmıyorlar. Hepsi zaman, planlama ve çalışmanın eseri olarak karşımıza çıkıyor. Yani bu adamı takımın başına getirmek demek zaten aşağı yukarı hangi maçı hangi skoru ya da hangi dönemi nasıl oynayacağını bilmek demek aslında.
Muhlis tabloid ve sosyal medya, transferin son günü Joe Harte apar topar Torino'ya kiralanıp, Barcelona'dan Claudio Bravo geldiğinde birçok soruya cevap ve ipucunu aldı aslında...Geri kalan her soru beyhudedir bana göre...
Benzer durumu Süperlig' de göreve gelmiş hocaları eleştirirken de görüyoruz. Takımın başına Advocaat ve Riekerink'i getirdiğinde zaten beklentilerini ona göre ayarlaman gerekiyor. Hollandalı adamı buraya getirdiğinde olayın bir sistem ve plan üzerine kurulacağını daha baştan kabul ediyor olman lazım. Bunun akabinde ve detayında, ilk alınan kupa sonrasında 'bey' diye adlandırmak, mağlubiyetler sonrası, oyun okuyamıyor zaten, o gitsin bu gelsin demek işi bilmemektir aslında. Oyun şablonu, oyuncu tercihleri tartışılır ama mentalite ve planı tartışmak üzümden çok bağcıyı hedef almaktır.
Sözün özü, adam Guardiola bey olmadığı gibi, futbolu en az 'baban' kadar bilen bir adamdır aslında...
Herkese sıhhat, huzur, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum..
geri
