KILIÇ KININDA GEREK!

Dionysius’un hayatı, Demokles’e uzaktan hoş gelince, doğal olarak yanına gidip, seninki de hayat be Dionysius, taht, güç, otorite, servet, herşey var demiş. Dionysius bunun üzerine yer değiştirmeyi teklif etmiş ve Demokles bunu kabul etmiş.  Fakat tepesinde atkuyruğuna bağlanmış olan kılıcı gören Demokles bir süre sonra “Mamma La Spada*” diyerek arkasına bakmadan tahtı bırakarak kaçmış. Çünkü ne kadar güçlenirse kendini bekleyen tehditlerin ve kaygıların da bir o kadar arttığını görmesi uzun sürmemiş.
Bu kurgu aslında günümüzde birçok spor yöneticisi tarafından gerçek hayata dönüştürülüyor. Başarıların kolay geldiğini zanneden egosu yüksek spor yöneticileri, iş başarıyı paylaşmaya geldiğinde arıza yapmaya başlıyorlar. İşte tam bu esnada, yöneticinin zaafları ya da gizli ajandası ortaya çıkıyor.


Milyar dolarları yönetenler, kendi ücretli çalışanlarının medyada ve taraftaların nezdinde ön plana çıkmasına maalesef bir yere kadar tahammül edebiliyorlar ve onların rolüne soyunmaya çalışıyorlar.
Eylül ayından beri Galatasaray’da yaşananların özeti aslında budur… Takımı dipten kurtarıp Şampiyonlar Ligi’nde son 8 yapan, hocadan öte, bir GS’li ve karşısında bir proje olarak sunulmuş, yıllardır bu koltuğa hazırlanmış bir başkan… Biri taraftarın 40 yıllık sevgilisi, diğeri şampiyonluk kutlamalarında bile arka plana itilmiş, hoca tarafından kolu havaya kaldırılan, 3 sene önce yolda görsen tanımayacağın bir milyarder… Ego buna ne kadar dayanırdı zaten, işte bu kadar dayanabildi.
Büyük ihtimalle benim aldığım oyuncularla, verdiğim paralarla başarı geliyor, hocaya ne gerek var dendi ve onu GS’den koparıp “One Man Show”a yönelindi. Ama unutulmasın ki uzaktan hoş gelen davul sesini bir gece ansızın “Yönetim İstifa” sesleri ile sustururlar. Aysalspor’un başkanının ve yancısı kurumsal (!) troykanın tepesinde değil atkuyruğu resmen pamuk ipliğine bağlı bir kılıç duruyor ve hatta sallanmaya başladı, düşmesi yakındır.
Sanırım Eylül ayındaki kararları alanlar, sahada oynanan oyunu, ruhsuzluğu, disiplinsizliği ve en kötüsü hocasızlığı görünce, o koltuğun ve 2 yıldır yapılanların o kadar kolay şeyler olmadığını anlamışlardır. Kılıç tepeden kafalarına inmeden o koltuğu gerçek sahiplerine terk etmeleri hem kendi hem de Galatasaray’ın hayrına olacaktır.
Zira belli olmuştur ki, başkan ve troyka burayı çiftlikleri zannetmektedirler, onlara en büyük tavsiyemiz bir an önce emekli olup kendi çiftliklerinde organik bir hayat sürmeleridir…
5+2+0=?


Başbakanlık Futbol İdaresi’nin son aldığı karar ile 7 seneliğine Milli Takımları Fatih Hoca’ya emanet etmesi kâğıt üzerinde çok doğru bir karar olarak gözükse de Türkiye şartlarında uygulanabilirliği düşük bir durumdur. Saha sonuçlarının öncelikli olduğu bir ülkede sonuç alamazsan, sırf 2020 Avrupa Şampiyonası’nda oynayacak 13 yaşındaki çocuğu bul diye bu ülkede kimse kimseye para vermez. Aksi söylense de hedef 2016’dır ve orada yarışmacı bir takım oluşturmaktır. Umarım başarılı oluruz…
Her ne kadar hasım gözükseler de BFİ’nin başkanı, Fatih Terim kararı ile Aysalspor’un başkanının tepesinde sallanan kılıcın şiddetini hafifletmiştir. Kendine muhalif herkesin, seçilirsek hocamız Fatih Terim sloganı ile kendisini yenme ihtimalinin şimdilik azalması en çok Aysalspor’un başkanını sevindirmiştir. Kendi ayağına sıkarak açtığı yaraların daha kolay iyileşmesini sağlayacaktır bu karar. Ama şu unutulmasın ki, bir gece ansızın verilen anlamsız bir karar ile şu anda parçalanma arifesine getirilen futbol takımı daha da zor günlere düşerse, TT Arena’dan kaçacak yer bulamazlar ve o zaman da taraftar gönlünde yatan aslanın adını haykırmaya başlar…


Herkese spor ve özellikle sıhhat dolu bir hafta dileğimle…
*Anneciğim Kılıç!



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar