Kovmak ya da Kovmamak!
02 Mayıs 2016 akşamı oynanan Chelsea-Tottenham maçı 2-2 bittiğinde bir peri masalı nihayete eriyordu. Çok değil daha 1 sene önce son 9 maçın 7 tanesini kazanarak bir mucize eseri kümede kalan Leicester City, artık şampiyondu.
Başlarındaki menajer Ranieri bir hafta sonraki Everton maçından sonraki kupa töreninde tacı kafasına giyiyor ve takımın bir sonraki sezondaki hedefini açıklıyordu : "Kümede kalmak"
İlk bakışta fazla realist ve korkak gibi gözüken bu hedefin ne kadar gerçekçi olduğunu güncel olarak yaşayıp görmekteyiz. Şampiyonlar Ligi'nde grubu lider bitiren, ilk golünü 5. maçında yiyen, son 8'e kalma yolunda Sevilla deplasmanından iyi skorla dönen Leicester, Premier Lig'de bütün bu sonuçların tersine, 2017'deki ilk golünü 27 Şubat gecesi Liverpool'a atacak kadar kötü durumda bulunuyor.
Geriye dönüp baktığımızda 2010 yılında Thai sermayesine 40 milyon Euro'ya satılan ve tarihteki en iyi PL derecesi o güne kadar sadece sekizincilik olan bu takımın alt liglerden topladığı vasat oyuncular ve Faroe Adaları yenilgisi sonrası Yunan milli takımından kovulan bir hoca ile 2015-16 sezonuna başladığında şampiyon olacağını söyleseler herkes gülerdi.
Hatta bahis firmaları bile o kadar gülmüş olacak ki 1/5000 oran veriyorlardı. O sezon lige yükselen 3 takımı bile şampiyonlukta daha şanslı görüyorlardı. Sonuç olarak bu takım herkesi yanıltıp kısıtlı kadrosu ile şampiyon oldu ve 190 milyonluk bir gelir kazandı (CL ve PL) Yani 6 sene sonunda sahiplerine paralarını çıkarma ve üstüne de kar etme imkanı verdi.
Ama sahipleri ne yaptı? Para kazanmayı sevmiş olacaklar ki takımın orta sahasının 70% gücü olan Kante'yi Chelsea'ye satarak ve yerine ona yakın kalibrede bile olabilecek bir oyuncu almayarak bir nevi Ranieri'nin yeni sezondaki hedefine onay verdiler. Onlar da inanmıyorlardı bu başarının devamının geleceğine zira....
Buna rağmen Ranieri'yi hem de CL'de avantajın kapıldığı bir maç akabinde kovdular. Aslında benim en çok merak ettiğim konu bu adamların Ranieri'yi alırken ne hayal ettikleridir. Kariyeri boyunca hep vasat oyunlar oynatmış, güzel futbola pek bir katkısı olmamış bir hocanın PL gibi zor bir ligde Leicester ile geçireceği asıl sezon içinde bulunduğumuz tarzda zorluklarla dolu bir sezondur. Geçen seneki yaşananlar de facto'dur, kriter değildir.
Bu şampiyonluk tartışmasız bugüne kadar futbolda yaşanmış en büyük olaydır ve tekrar etmesi bu derecede pek de mümkün olmayan bir vakadır ( Maddi olarak Leicester ilk 11'i, Manchester City' nin 10%'u kadardır). Ve bunu başaran adam Ranieri'dir. Olacakları kupa töreninde görmüş bu adama haksızlık yapıldığı çok alenidir kanaatimce.
Ranieri'nin imza attığı gün birisi çıkıp Taylandlı kulüp sahibine deseydi ki: "Bu yıl şampiyon olacaksınız ama bir sonraki sene küme düşmemek için çırpınacaksanız hatta belki de düşeceksiniz", cevabını hepimiz tahmin ediyoruz.
Şimdi Leicester'ın başında geçici hoca olarak Craig Shakespeare var ve adaşının dediği gibi olmak ya da olmamak mücadelesi veriyorlar. Ligde kalabilmek için çok mücadele etmeleri lazım ama kulüp sahipleri kovmak ya da kovmamak sorunsalını çok basit bir şekilde çözdüklerini düşünüyorlar. Bakalım bu yalancı bahar daha ne kadar sürecek?
İşte bütün mesele bu!!!
Herkese sıhhat, akıl, huzur ve akıl dolu bir hafta diliyorum.
geri
