KUPALARIN KUPASI!
İlkokulda iken yaz tatillerimde, sorumlu olduğum sıkıcı yaz ödevlerinin haricinde ya da çoğu zaman dâhilinde Halit Kıvanç Usta’nın kaleme aldığı ve çoğu yaşanmışlıklardan oluşan Dünya Kupaları tarihini ezberlercesine okurdum. Daha sonra teknoloji gelişti, VHS formatında izleyerek ezberledim.
O dönemlerde, milli takımı orta sahayı geçemeyen, periyiodik olarak Wembley’de cenazesi kaldırılan bir ulusun evladı olarak, okuduklarım bana 1001 gece masalları gibi gelirdi. 1950’deki Uruguay, 1954’teki Puşkaş’lı Macaristan, 1958 ve Pele, 1966’daki Tevfik Behramov,1970’de tarihin en güçlü Brezilyası, 1974 ve Cruyff, 1978’de cunta ve futbol, 1982’de tarihin en güzel Brezilyası,1986 ve Maradona hep sayfaların arasından su gibi akıp gittiler. Zaten 1986 Meksika, endüstrileşmeden evvelki son kupadır benim nazarımda… Ondan sonra hiçbir şey asla eski tadını vermedi ve hala da veremiyor.
Geçtiğimiz Cuma günü kura çekiminin sonuçlarını okurken, iç geçirmedim, ah ve vah çekmedim dersem yalan olur. Orası bir tiyatro sahnesi ve orada mutlaka olmamız gerekirdi ama yine elimizin avucumuzun içine geleni tersi ile ittik.
Genel olarak baktığınızda bir iki grup hariç dengeli ve zor gruplar var. Favoriler Brezilya, İspanya, Almanya, Arjantin olarak gözüküyor. Sürpriz yapacak olarak Kolombiya, Uruguay, Gana gibi ülkeleri gösterebiliriz. Gönüldeki final bir Copa America finali: Brezilya-Arjantin, zaten kura çekimi onların finale kadar oynamalarına engel oluyor, hatta Brezilya-İspanya finali bile mümkün… Eee evsahibi olma avantajı bu olsa gerek…
Bu kadar para harca, yatırım yap, halk protestosuna göğüs ger; arkadan biraz da FIFA itecek kardeşim, sen de düzenle seni de itsinler!
Herkese sıhhat ve spor dolu haftalar diliyorum…
geri
