Mahallenin Abisi

Şimdiki çocuklar pek bilmezler ama eskiden sosyal hayatın en küçük birimi aileden sonra mahalle idi. Tüm etkileşimler bu çerçevede olur, bir nevi yüz yüze sosyal medya görevi görürdü mahalleler.

Bu mahallelerde herkes ilk aşkını da yaşamış, ilk dayağını da yemiş, ilk  topunu da oynamış, ilk haylazlıklarını da yapmıştı. Şimdi günlük hayatımızda olduğu gibi mentörler ya da yaşam koçları adı altında süslü meslekler yoktu o zaman, herkes kendine mahalleden bir abisini örnek alır, onların öğütleri ve rehberliği ile büyürdü. Kendilerine onları rol model olarak seçerlerdi. Aynı yollardan geçmiş, aynı yollarda düşüp kalkmış insanların tecrübeleri şüphesiz daha aydınlatıcı ve gerçekçi gelirdi.

Gün gelip de bu abiler terk-i diyar ettiklerinde arkalarında yeri doldurulamaz boşluklar bırakarak giderlerdi.

Geçtiğimiz hafta sonu Turgay Şeren'in ölümünü ilk duyduğumda mahalleden bir güzel abinin daha gittiğini hissettim.

Çocukluğumda yaz aylarında Halit Kıvanç'ın Dünya Kupası güzellemelerini baştan sona tekrar tekrar okurken, Türkiye'nin yegane  başarısını gerçekleştiren ekibin lideri olan Turgay, Lefter, Metin gibi değerlerin bir bir hayatımızdan geçmiş olması bize artık bu güzel oyunun en önemli değeri olan 'centilmenlik ve özveri ' kavramlarını yeni nesile direkt anlatacak güzel abilerin olmayacağı gerçeği ile karşı karşıya bırakıyor. Bizim gibi onların aktif spor adamlığı yıllarına yetişmiş neslin arkadan gelenlere bu insanları anlatması mutlak gereken bir ihtiyaçtır. Aksi halde zaten mahalleden çıkan futbol, bir daha hiç geri dönmemek üzere endüstrinin oyuncağı olur.

Doğduğunda ismi Atatürk tarafından Türkay olarak konulan, ama Lise'deki Fransız hocaların telaffuz edememesinden dolayı Turgay'a dönüşen, gün geldiğinde Gündüz Kılıç'ın isteğiyle takım arkadaşlarını yalnız bırakmamak için apandisit ameliyatının ertesi günü sahaya çıkıp, aynı akşam tekrar ameliyat olan, Almanların efsane kadrosunu dünya şampiyonu olmadan üç sene önce Berlin'de yenerken layık görüldüğü 'Berlin Panteri' lakabını ömür boyunca layıkı ile taşıyan bir futbol efsanesinin kaybı kuşkusuz büyük bir kayıptır. 

Sanıyorum cennetteki ilk 11, mahalledeki güzel abilerin birbir gitmesi ile bu taraftakiden daha güçlü hale gelmeye başladı. Turgay, Metin, Lefter, Süleyman, Gündüz, Şeref, Hakkı vs...

En azından 'adamlık' yönünden daha güçlü olduğu kesin...

Günümüz primcilerine, küstüm oynamıyorum ekibine her maç öncesi rakip yerine bu adamların hayatını izletmek gerekir. Banka hesabına para yerine ruhuna adamlık enjekte etmek daha faydalı olacaktır.

Berlin Panteri'ne rahmet dilerken, onun sona günlerinde bir röportajda dile getirdiği 'Ben Galatasaray'ın aslanıyım (neferi)' cümlesinin bugün spor yapan tüm sporcuların kulak arkası mottosu olması gerektiğini düşünüyorum.

Herkese sıhhat, spor,akıl ve huzur dolu bir hafta diliyorum...

Günün sözü:

Türk futbolu Turgay Şeren'i kaybetti. Nobel kazansan bile hayalin Berlin Panteri olmaksa, önemli iz bırakmışsındır!- Gökmen Özdemir

 



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar