Maid
Bana göre uzunca bir süredir, yazmıyordum, tekrar bilgisayar başına oturduğumda konuların ne kadar birikmiş olduğunu fark ettim. Güncelliği korumak adına en taze konuyu yani GS kongresini yazayım dedim. Yazının başlığına bakan herhangi bir İş Adamları Derneği hakkında yazacağımı zannedebilir ama konumuzun içeriği okuduğunuzda ilk aklınıza geldiği gibidir.
Geriye dönüp baktığımızda 24 Eylül 2013’te, aradığı kişiye bir türlü ulaşamayan ve sonra tekrar denemeyip mesaj da bırakmayan GS başkanı, kendisini eksi noktadan alıp CL’de son sekiz yaptıran hocasını kovduğunda, bugünlerin ilk ışıklarını görmüştük.
2011 yılında, gitmesi doğru ama yöntemi yanlış Adnan Polat’tan görevi aldığındaki tarzını, başarılar geldikçe dönüştüren ve 2013 yılında tam bir Türk yöneticisi halini alan Aysal, 2014 yılına geldiğimizde aynı yöntemle divan tarafından son düzlüğe sokulmuş ve kendisine güle güle denilmiştir.
Bu saatten sonra geri döndürülse de (!), artık vazo kırılmıştır ve bu vazodan sızan suyun faturası ileride kabarık olacaktır.
Daha önce muhtelif defalarca Byzantion diye adlandırdığımız GS’de, ben yaptım olducu zihniyet her daim iflas etmiştir. Özellikle derin GS’ye, gökten inme jakoben tavırlar sökmemiş ve sökmeyecektir. Adamı suya götürüp susuz getirirler ruhun duymaz…
Derin GS’nin bu koruyucu ve sahiplenici tavırları olduğu sürece GS’de hiçbir başarı uzun yıllara yayılamaz ve sürdürülebilir olamaz çünkü başarı arttıkça paylaşan kişi sayısı artar; o zaman da Byzantion’un kara sularına müdahale sayılır.
O insanlar kendi küçük placid (kapalı) dünyalarında başarıları paylaşmayı yeğlerler. Tabir-i caiz ise başarının Lise’nin Grand Cour’undan dışarıya çıkmasından pek haz etmezler.
Yıllardır o insanların içinde yaşamış birisi olarak artık anlamaya çalışmadığımı da itiraf etmeyelim.
Yoruldular diye tüm taraftarın ve futbolcuları sevdiği yöneticileri yönetim dışına atıp, bazı derinliklere şirin gözükmek, sırf liseli diye bazı yanaşmalarını hoca ve bu yorgun yöneticilere tercih etmek hep Byzantion’a hoş görünme ve koltukları sağlama alma çabası idi.
Ama ne oldu yine aynı Byzantion, başkanlık koltuğunu sana nasıl verdiyse öyle geri aldı… Şimdi günah çıkarılsa da geçti Bor’un pazarı…
Son 12 ayda takımı üçüncü hocaya emanet eden ve yaklaşık 20 oyuncu getirerek takıma bir orta sınıf İtalyan ya da Arap sermayesi takımı havası veren bu zihniyetin iflas etmemesi kaçınılmazdı.
Ve yine bu zihniyetin hala, kendisini o koltukta tutan hocasından 1.hocamız diye bahsetmesi, diğerlerine de ismen Roberto Mancini ve Sayın Prandelli demesi, Divan’ın ne kadar hayırlı bir işe imza attığının da göstergesidir.
Yazının başlığına dönecek olursak, GS’de miadı dolan gider, çünkü Byzantion’a yeni kurbanlar lazımdır.
Herkese sıhhat, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum…
geri
