Oltaya Takılanlar
Dünya Kupası çok hızlı ve sürprizlere başladı. Gol ortalamalarına ve alınan sürpriz sonuçlara baktığınızda ilginç bir ayın bizi beklediğini söyleyebiliriz. İlk 5 maç günü sonunda oltaya takılanlar:
-Brezilya bu oyunla çok ümit vaadetmiyor. 1994 çıkışlı C.A.Pareira mentalitesi, Scolari’ye rağmen terk edilmişe benziyor. Tabi maçın başında yenik duruma düşmeleri de oyun planlarını değiştirdi ama bu kadar kontrolsüz bir Brezilya’yı son 20 yıldır izlemiyorduk. Bu son 20 yılda 2 kez Dünya Kupası kazanmaları, bu tercihlerinin ne kadar realistik olduğunu gösterse de, futbol romantiklerinin tercihi 1982 kırıntılarının günümüzde yaşatılması yönünde olacaktır kuşkusuz… Brezilya, Neymar ve arkadaşları olarak başladığı turnuva bittiğinde Oscar ve arkadaşları haline dönüşebilir zira adam çok büyük yetenek…
-İspanyolların metal yorgunluğu yaşadığı bir gerçek.. Turnuvaya katılan takımlar arasında 2013-2014 sezonunda oyuncuları açık ara ile en çok dakika alan takım (76000 dakika) olması hem fiziki hem de mental yorgunluğu yanında getiriyor. Bunların yanında son 3 kupanın kazanılarak karınların doymuş olması da cabası, malum tok ağırlamak zordur. 4 yıl öncede İsviçre mağlubiyeti alarak turnuvaya başlamışlardı ama sonra toparladılar. Burada yadsınamaz olan gerçek takımın yaşlandığı hususudur. Son 4 yıldır dile getirdiğim, Brezilya turnuvasının son turnuvaları olacağı yönünde idi ve bu gerçekleşecek gibi gözüküyor.
-Hollanda’nın aldığı skorun olağandışı ve enflatif olduğu bir gerçektir. İspanya’ya 5 gol atmak hayatta bir kez insanın başına gelir. Hollanda’yı çok beğendiğimi söyleyemem. Solo performanslarla bu skor oluştu. Robben ve v.Persie’nin yetenekleri maçı alsa da, dikkat çeken adamın D.Blind olduğunu söylemek zor olmaz.
-İngiltere’nin oyun mentalitesi artık kıta Avrupası’nın özelliklerini taşısa da yine bir hayal kırıklığı olacak gibi gözüküyor. Takımı hızlandıran çok oyuncu var ama yine skor alınamıyor. Vurgulamak istediğim tek oyuncu Raheem Sterling olacak. Tüm sezon Liverpool’da izlediğimiz performans kaldığı yerden devam ediyor. 2-3 sene içinde İngiliz futbolun en pahalısı olacağı çok aşikâr…
-Portekiz’in başına gelenler ise “hepinizsiniz tekim” mentalitesinin bir yerde iflasıdır aslında. Son 1 aydır tedavi gören CR7’ye bel bağlayarak kurulan taktik, Lüksemburg maçında işler ama Almanlar karşısında çöker. Tabi bizim Melogiller’den olan Pepe’nin takımı anlamsız yere eksik bırakması Gana ve ABD’nin iştahını artıracaktır.
-Kostarika ise, bir futbolsever olarak beni en çok şaşırtan ekip oldu. Bad Boys Uruguay’ı yenmeleri büyük sürpriz oldu, belki de turnuvanın kaderini değiştirdiler. Uruguay kesinlikle bir oyun kurucu, lider oyuncu eksikliği yaşıyor. Çok iyi hücumcuları ve defansif oyuncuları var ama aradaki koordinasyonu sağlayacak adam yok. İnsan Enzo Francescoli’yi aramıyor desek yalan olur…
-Bir sözümüzde dünya ve güneşe olacak. Birader ne vardı bu kadar saat farkı yapacak, oturur evimizde adam gibi maç seyrederdik. Şimdi işin yoksa gece 1’de kalk tek göz kapalı uyuklayarak maç seyret, saat 4’te kalk sahur vakti maç seyret…
Sosyal hayatımızı bitirdin be güneş, be dünya ve aslında be futbol…
Şairin dediği gibi:
Uykusuz her gece, yorgun ölesiye
Sabahlarım bazen günlerce, rüyalarıma gelme diye…
Futbol bu, izlemezsen rüyana girer!!!
Herkese sıhhat, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum…
Haftanın Olayı:
Artık kabak tadı verdi bu kavgalar… Kim kazanırsa kazansın ama artık şu FB-GS final serisi bitsin, biz de rahatlayalım. Objektivite sıfırın altında, herkes gerçekleri kendine yontuyor. 22 yıldır TBF’yi yönetenlerin aczini daha yeni mi anladınız, canınız yanınca mı tu kaka oldu demeden duramıyor insan…
geri
