Oltaya Takılanlar

Geçtiğimiz hafta ülkeye hakim olan tatsız iklimden dolayı elim klavyeye gitmedi sevgili dostlar… Maalesef, global bir oyunun sıradan perdelerinden birisi daha sahnelenmekte bu coğrafyada, ve her Yunan tragedyasında olduğu gibi, ilk sahnede gözüken silah, son sahnede mutlaka patlıyor. Ülkemizde ise o son sahne bir türlü gelmiyor, sahneler sahneleri kovalıyor, baş aktörler değişmiyor ama yardımcı oyuncular ve taşeronlar ise sürekli değişiyor. Bu iklimin bir an önce ülkemizi terk etmesini ve 1071’den beri gelen huzur ve hoşgörü ikliminin her daim payidar olmasını diliyorum.

Türk sporunun çok farklı kulvarlarda sınavlar verdiği bu Eylül döneminde nispeten yüzümüzü güldüren olaylar yaşadık ve umarım yaşamaya devam ederiz. Oltaya takılanları genel olarak değerlendirmek gerekirse:

-A Milli Futbol takımının kötü başladığı grubu buralara getirmesi, tipik bir Türk zihniyeti olsa gerek. Gruba iyi başlayıp rölantiye almak varken illa ki bir epik destan yazma sevdası bizi ne kadar daha götürecek merakla bekliyoruz. Oyun olarak Hollanda maçından pek bir şey anlamadık, zira 2-0’dan sonra oynamaktan çok yatmayı tercih ettik. Yine haklarını yemeyelim, mücadele iyiydi, maç öncesinde kurgulanan senaryonun sahada uygulaması da çok başarılı idi. Fakat o seçilen senaryo doğru muydu? Pek çok kişiye göre kazanan her zaman haklıdır ama bir de o mantık Letonya’yı, Estonya’yı falan yenebilse…

-Şampiyonlar Ligi başlıyor…GS, tarih boyunca çektiği en dengeli gruplardan birini çekti ama 31 Ağustos rezaletinden sonra burada ilk 3 bile zor…Düşler sahnesinde iddialı takım kur diye sana para veriyorlar…İzleme oranlarını düşürme, marka değerini ayaklar altına alma diye.Sen o parayı alıp faiz ödüyorsun…Eee, yapacak bir şey yok, böyle buyurdu “BizanGS”…

-Basketbol Milli takımı son 16’da havlu attı ama bu kadro ile yapabileceklerinin en iyisini yaptı… Grupta yenildiği İspanya maçını bırakmak yerine kafa kafaya oynasaydı, belki bugün çeyrek finaldeki Letonya maçını konuşuyorduk… Ergin Ataman ve ekibinin sadece iki oyuncusu 30 yaş üstü olan, bu takımda ısrar ederse ve Avrupa’ya toz yutturan altyapı takımlarından gerekli geçişleri yapabilirse, önemli yerlere gelebileceğini düşünüyorum, yeter ki “paralel” kavgalara mehal vermesinler.

-Güreş Milli takımı Las Vegas’ta son yılların en iyi performanslarından birini göstererek 3 altın ve toplam 6 madalya aldı. Hamza Yerlikaya’nın Federasyon Başkanlığı döneminden beri bir trend yakalamaya çabalayan Türk Güreşi’nin bu atılımı, bizim gibi eski şaşalı günlerin sonlarını yakalamış bir nesil için çok önemli… Bizim nesil neredeyse tüm kilolardaki güreşçileri ezbere bilirdi ve maçları heyecanla izlerdik. Sonra siyasetin karışması, kötü antrene edilen yetersiz performanslarla hâkimiyetimizi farklı ülkelere kaptırdıysak da, genlerimizden gelen bu sporun tekrar ivme kazanması mutluluk verici bir durum… Belki hala boğazına kadar siyasetin içinde ama günümüze siyaset dışı kalmış herhangi bir federasyon var mı ki sevgili dostlar…

 

Herkese akıl, huzur, barış, sıhhat ve spor dolu bir hafta diliyorum.



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar