Özel Biri (mi)?

Hafta içi beklenen oldu ve Chelsea yönetimi 'özel biri' olan hocasını kovdu. Daha önce 2007 yılında da benzer bir durumda, benzer bir şekilde gönderilmiş ve yerini Avram Grant'a bırakmıştı. O zaman da CL'yi alamıyor diye kovulmuş hatta o bıraktıktan sonra Grant'ın takımı aynı yıl finale çıkıp Moskova'da Man Utd'ye penaltılarda kaybetmişti. Mourinho laneti de o zaman daha da yüksek sesle konuşulmaya başlanmıştı.

8 sene sonra yine bir de ja vu ile bu sefer de takım küme düşmesin diye gönderildi. 

Bugün İngiliz basını Mourinho'yu 5 yıllığına Man Utd'a yazdı bile. Van Gaal kazanamaz ise kovuluyor.

Guardiola, Arsenal ve City için yazılıyor ve bu haberlerin sonu gelmiyor.

Eskiden olsa İngiliz takımlarının bu kadar çabuk hoca değişmesinin hayalini göremezdik. Futbol konuşurken hocaları tartışırken bizi kahvehane mentalitesinden ayıran en büyük tezimiz İngiliz kültürü idi. Sir Alex ve onun 28 yıllık saltanatı idi. Sabır derken bile onu örnek gösterirdik.

İngiliz kulüplerinin değişen sermaye yapısı, karar mercilerini Ada'nın dışına taşımaya başladıkça hoca enflasyonu meydana gelmeye başladı.

Acımasız endüstri şartları sonuca ve kara endeksli hayatlar yaşatmaya başladı ve futbol daha da kirlendi. Arap sermayesi Körfez'i  , Rus sermayesi Amerikalı'yı, Thai sermayesi Çinli'yi rakip gördü ve her hamlesine karşılık verdi. Bu da eskiden olsa rahatlıkla 'özel biri' olarak tanımlayacağımız hocaların sıradanlaşmasına, herhangi alt lig hocaları gibi kovulmasına yol açmaya başladı.

Nazım'ın dediği gibi 'bence artık sen de herkes gibisin', özel falan değilsin.

Haftanın Olayı:

Futbol tiranları 8 yıl ceza aldı. Platini'nin 1 oy farkla 2016'yı bize vermeyişi ve sinsi sözleri aklıma geldi, güldüm geçtim. Ne olursan ol yine de gel Michel ve Sepp diyesim var.

Herkese sıhhat, huzur, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum.

 



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar