ÖZÜR >KABAHAT

Tükürük, insan ve hayvan ağzında vücut tarafından üretilen bir tür sıvıdır. Bu sıvı, dilin altındaki  tükürük bezleri  aracılığıyla üretilir. Tükürük, çoğunlukla  sudan  oluşur, ancak içinde  mukus,  elektrolitler, bazı  enzimler  ve  antibakteriyel  bileşikler barındırır.  Nişastayı  kimyasal olarak parçalayabilen enzimleri içeren tükürük, diş çürümesini önemli ölçüde engeller. Tükürüğün pH değeri nötre çok yakındır. Tükürük, sindirimin başlamasını sağlayan bir sıvıdır. Tükürük, ağızda olası birçok bakteriyi yok eder.Eski Türk geleneklerinden olan, yemekten sonra 15 dakika kadar sakız çiğnemekle bolca tükürük üreterek doğal yoldan hazmı kolaylaştırma günümüzde unutulmuş, ilaç kullanımı ön plana çıkmıştır.

İnsanoğlunun doğduğu günden beri ürettiği tükürüğün insan suratına doğru icra edildiğinde herhangi bir faydası görülmemiştir. Fakat yüze tükürmek adlı deyim Türkçe var olduğundan beri negatif anlam taşımış, kişinin sinirli bir anında karşısındakini küçük düşürmek ona hakaret etmek amacı ile yaptığı bir eylemin deyimleştirilmesi olarak dilimize girmiştir.

Ayran ise tesadüfen MS 552-745 yılları arasında hüküm süren Göktürkler tarafından, ekşiyen yoğurdun ekşiliğini azaltmak için üzerine su eklemeleri ile tesadüfen ayran ortaya çıkan bir içecektir. Ayran kelimesi, tarihte ilk defa Divan-i Lugat-it Türk eserinde "sütten elde edilen bir içecek" olarak tanımlanmıştır. Yaz aylarında sıcakların etkisiyle artan nefes sıkışması, baş ağrısı, tansiyon düşmesi gibi belirtilerle ortaya çıkan ‘termal stres’in en etkili çözümü olan ayran, sıcak yaz günlerinde vücudun sıvı dengesinin koruması ve ter yoluyla kaybedilen  su ve mineralin yerine konması açısından büyük önem taşıyor. Ayranın, sağlık açısından son derece yararlı bir içecek tartışmasız herkesin ortak görüşü olan ve Türk mutfağının en eski ve en yaygın içeceği olan, ayran içinde barındırdığı  kalsiyum, potasyum  ve protein dışında A, A, B12, D, B2 ve B6 vitaminleri ile de insan vücuduna faydalıdır. Fakat bu kadar faydasına rağmen insan suratına doğru icra edildiğinde herhangi bir olumlu etkisinin olmadığı bilinmektedir ve henüz aksi bilim tarafından kanıtlanamamıştır.

Bu iki tanımlamadan yola çıkıp ikisinin de insanoğlunun suratına atıldığında herhangi bir faydası olmadığını düşünürsek, birinden yırtmak için diğerini özür olarak sunmanın kimseye de bir faydası yoktur. Obradoviç’e tükürmek(!) isteyenler acaba cilt bakımı mı yapmak istemişlerdir, yoksa suratının çok kırmızı olduğunu görüp yüksek tansiyondan şüphelenip ters etki yaratması amacı ile tuzsuz ayran (!) mı fırlatmışlardır? Latife bir yana, bir kulüp kendi taraarını, tükürük değil ayrandır o, diyerek savunamaz çünkü ikisinin de o esnasında kullanış amacı yanlıştır. Bir diğer kulüp, hocamız Türkiye’nin imajını saatlerdir yurtdışındaki dostlarına savunuyor diyerek Don Kişot’luğa soyunmaz kendi yaptıklarını unutarak…

Bunlar tamamen sahada birbirimizi yenemiyoruz, nasıl yapar da masada birbirimizi yeneriz mentalitesidir. Şu gerçek ki son 6 yıldır, kimse birbirine üstünlük sağlayamamıştır. Hep kılpayı, fotofiniş ile sonuç belirlenmiştir. Bu sebepten saha dışı olaylara kaçmakta çözümü aramaktadır her iki taraf da…

Hâlbuki Türk diplomasi tarihi henüz cepheden daha büyük bir zafer kazanmamıştır. Türkler masada değil cephede kazanırlar mottosu tüm dünyanın tartışmasız kabul ettiği yegâne gerçektir. Bir de bu işin içine Türkiye Basketbol Müdürlüğü girip dengesiz kararlar vermeye başladığında iş iyice içinden çıkılmaz hale gelir… Sen bu adalet kavramın ile bugünkü maçta taraf olan milli takım koçunun yüzüne nasıl bakacaksın onu merak ediyor insan? Yoksa senin yüzüne de mi tükürük ya da ayran lazım?

OLMADI

Olmadı, olmayınca olmuyor… Ama olacak, mutlaka bir gün olacak… Motorları maviliklere süreceğiz… Süper Lig’i süper yapacak bu taraar… Bu taraar yoksa zaten o lig Süper değil, Biz değil onlar düşünsün… Herkese sıhhat, spor, huzur ve akıl dolu bir haftaa diliyorum…



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar