Sahipsiz (!) Adana
1991 yılında Adana’da oynanan Galatasaray maçına ADS’nin sahaya “Sahipsiz Adana” göğüs reklamı ile çıkmasından bugüne tam 23 sene geçti. O gün doğan çocuklar şu anda büyük ihtimalle işsizler ordusunun aslan gibi bir neferi olarak hayatlarını sürdüre dursun, Adana sahipsiz (!) olarak yaşamaya devam ediyor.
Geçen hafta Ziraat Kupası’nda, BJK deplasmanından ve yine aynı hafta içinde ligde lider Osmanlı ile olan maçından üçer puanla ayrılan ADS, uzun bir aradan sonra tekrar gündemi işgal etmeye başladı. Yıllar sonra ilk defa şampiyonluğu bu kadar yakından hisseden takım beraberinde kocaman bir yük de getiriyor açıkçası.
Devre arasında takıma takviye yapılması gündeme gelecek zira bu takım ilk ikiye direkt girmek için yeterli değil, zira ayrılanlar da olacak ( Ali Tandoğan, vs..) ama elde bu yükümlülükleri yerine getirecek kaynak var mı tartışılır….
İşte bu noktada, pek de haz etmesem de merkezi yönetimin sevdamıza olan müdahalesi sahneye çıkıyor. İlk 2 için yarıştığın takımlar Osmanlı, Antalya, Kayseri ve Ş.Urfa’nın yerel yönetimleri Ankara’ya paralel gidip kaynak sıkıntısı yaşamazken, senin yerel yönetimin Ankara’yı dik kesiyor ve para diye ortada geziyor. 1 milyon TL’ye göğüs reklamı alabilmek için milletin kapısında yatıyor, ama rakiplerin o parayı yeri geliyor tek transfere harcıyor.
Rakiplerinin hepsine gıcır gıcır stadlar yapılırken, sen 2 yıldır temel atılmasını bekliyorsun. Bekle ki atılsın da Adana halkı yeni stad görsün… Aktif stadın elle tutulur bir yanı kalmamış, milyon kez elden geçmiş ama hala temel atılacak diye bekliyoruz…
Bu noktada bir paradoks yaşamaya başlıyor insan…
Merkezi yönetime gebe kalıp sahip-li olmak mı yoksa onurunla sahip-siz olmak mı?
Kimseye gebe kalmazsanız o şehrin sahibi “siz” oluyorsunuz, günün sonunda sahip-siz deniyor ama bağımsızlık kalıyor elinizde yadigar ve onun onurunu gururla taşıyorsunuz, varsın takım da şehir de acı çeksin diyorsunuz.
Tabi bu durumda, merkezi yönetimin üzerinizdeki istibdatı çoğalıyor, şehre yatırım gelmiyor, daha dün peşinde dolaşan küçük şehircikler seni geçiyor, sen de içini çekerek onları izliyorsun.
Merkezle ilişkini iyi tutup, ona gebe gezersen en az 40,000 kişilik stadın yapılıyor, takımın maddi sıkıntı yaşamıyor, kritik anlarda gizli bir el seni koruyor vs… O zaman da sahipli(!) olarak ortalıkta geziyorsun ama ne kadar bağımsızsın ve onurlusun tartışılır…
Unutulmaması gereken bir husus var ise o da, tarihin başarıları yazdığı kadar, onurluları da ve onlara reva görülenleri de yazdığıdır…
Bu minval de acaba Adana, sahip-siz olarak kalsa daha mı iyi diye düşünmüyor değil insan…
Herkese sıhhat, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum…
geri
