Seyreder Alem Bizi!!!

Uzun zamandır yazmıyordum, aslında herkes gibi ben de kış uykusuna dalmıştım ki, geçen hafta yaşananlar bu uykudan uyanmamı sağladı…

Özellikle 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren bozulan TS-FB ilişkilerinin ulaştığı son boyutu görünce artık kelimelerin kifayetsiz kaldığını belirtmek zorundayım.

Tamam, birbirlerini sevmiyor olabilirler, biri diğerinin önüne taş koymaya çalışsa da iyi kötü sezonları idare ediyordu futbolumuzu yönet(i)nler…

Bu sefer iş zıvanadan çıktı ve tekrar girmeyecek gibi gözüküyor. Karşılılıklı yapılan açıklamalar, hakemi aramalar, soyunma odası koridorunda FB kaptanının lafları vs…

Dışarıdan birisi bunları izliyorsa ve özellikle Avrupalı biri ise, küçük dilini tuvalette arıyordur şu anda. Bulduktan sonra ilk diyeceği, bu adamlar Olimpiyat, Avrupa Şampiyonası falan düzenlemek istiyorlardı, yanlışlıkla vermiş olsaydık bizim hakemlerin odası yolgeçen hanı olacaktı, telefonları hiç susmayacaktı, koridorlar savaş alanına dönecekti, olacaktır.

Hoş bizim millet akıllıdır, Avrupalı’ya karşı, yemediği için süt dökmüş kedi gibi olurlar. Boruları ancak kendi milletine öter…

Bundan sonra ne olacak şöyle bir düşünelim:

1-Bundan sonra her önemli maçtan önce hakemler ile telekonferanslar yapılacak, hakemlerden ricacı olunacak.

2-Her hakem hatasında, onların da insan oldukları unutulup, eyyam aranacak.

3-Maç öncesi sarmaş dolan oyuncular, skora göre kanlı bıçaklı olacak. Hiçbiri kalenin dibindan dışarı attığı topa değil, üfleyince yere düşen oyuncuya verilmeyen penaltıya sebeb bulacak.

4-Böyle soyunma odası küfürleri olursa, dışarıda o oyuncunun başına neler gelecek?

5-Bunlar olurken, bir takımın kendi sahasından bir metre bile burnunu karşıya uzatamamasını kimse konuşmayacak, kalenin önüne park edilen otobüsler başarı görülecek.

 …ve bu liste böyle uzayıp gidecek.

Bu saydıklarımdan hangisi Avrupalı’nın hayatında var sormak isterim…

Kimin umurundaki; alan memnun satan memnun…

Yazının başlığında da belirttiğimiz gibi seyreder alem bizi ama o yar bizim kime ne!!! 

Herkese sıhhat ve spor dolu bir hafta diliyorum…

Aklıma Takılanlar:

Cüneyt Çakır, Avrupa’nın en iyi 3 hakeminden biri olduğundan beri hiçbir FB-TS eşleşmesine verilmiyor. MHK, adamı çok sağlam koruyor. Tartışılmasını, polemiğe çekilmesini istemiyor. Maçtan önce telefonu çalanın Çakır olduğunu ve bunu UEFA’nın duyduğunu düşünmek istemiyorum. Doğru bir yöntem mi tartışılır zira Çakır’ı sırça köşkte ne kadar tutabilirsiniz? Yarın Real Madrid-Barcelona eşleşmesine verilse bundan daha mı az baskı oluşacak üzerinde?

Haftanın Olayı:

Yazının başlığını adadığımız Müzeyyen Senar da gitti, 20. Yüzyıl bitti ve 21.’ye girdik. Nur içinde yatsın…



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar