Tokat Atsana!

Dayak cennetten çıkma mıdır, tam bilemiyorum ama Türkiye’de modern çağın antrenörlük sanatında vazgeçilmez bir enstrüman olarak karşımıza çıkıyor.

Bundan yıllar önce Yılmaz Vural, Sarıyer’deyken Bulgar oyuncuyu tokatladığında büyük infiale sebep olmuş kah destekleyenler kah tepki verenler olmuştu.

2 yıl sonra Fatih Hoca, Leeds’te Emre Belözoğlu’nun kırmızı kart sonrası darp ettiğinde de, içinde bulunulan durumun tansiyonuna bağlanmış ve konu kapatılmıştı.

O günden bugüne neredeyse 15 yıl geçti ve şimdi de Ergin Ataman ile bu tokat hadisesi gündemimizde yer alıyor.

Şimdi bu 3 olayda da hocalar oyuncuları uyarıyor ve buna rağmen, gözüne sokarcasına adamın korktuğu şeyi başına getiriyorsan, sıkıntı olması çok doğal.

Bu sıkıntılar bazı hocalarda bağırma çağırma, bazılarında medya+taraftara şikayet etme, bazılarında üstüne yürüme, bazılarında kadro dışı bırakma şeklinde oluyor, ve en nihayetinde marjinal örnek olarak bazıları işi darp etmeye vardırıyor.

Şimdi gelelim uyarılara:

1-Yılmaz Hoca, adama diyor ki, sarı kartın var, dikkat et diyor ve oyuncu iki sarıyı bu uyarıdan 1 dakika sonra göz göre göre alıyor.

2-Fatih Hoca, adama diyor ki, hakem onlardan adam attı, dikkat edin birazdan bizden de atacak..Bundan 2 dakika sonra alakasız bir yerde kırmızıyı görüp atılıyor.

3-Takım kötü gidiyor, paralar ödenmiyor, oyuncular gönderiliyor, takım oyuncularla mahkemelik oluyor, Ergin Hoca, takımı toparlamaya çalışıyor, 18 yaşındaki çocuk bunlar yokmuş gibi hareket ediyor…

Ülkemizde antenörlük ile baba figürü arasında çok ince bir çizgi var ve birçok oyuncu ve hoca bundan mutluluk duyuyor.  Toplumda yer edinen babadır, döver de sever de, gölgesi yeter psikolojisinin soyunma odalarına, saha kenarlarına sirayet etmesi kaçınılmaz oluyor doğal olarak.

Yalnız, özellikle Türk oyuncular da, spor hayatlarının ilk aşamalarında genel olarak baba desteği görmedikleri için, hocalarında baba figürlerini canlandırıyorlar ve onların kayıtsız şartsız himayelerine giriyorlar. Bu durumda sever de döver de söylemi ihya oluyor.

Günümüzde artık babalar da çocuklarını darp etmiyor. Seviyor ama dövmüyor. Konuşarak hallediyor.  Ama spor sahalarının maskülen ve ataerkil yapısını değiştirmek çok da kolay olmayacak gibi de duruyor. 

Aslında Avrupalı bunu halletmiş, zira bakın yabancı hocalar adam dövmüyor, onların da bize ters defoları var. Onlar da medyaya konuşuyor, kendini aklayıp seni ateşe atıyorlar. Bu durumda dayak yemeyi tercih edecek oyuncuların olduğuna eminim…

Yönetimler de doğal olarak yerli hocanın yaptığını tercih edip,  bir doz “Hocamızın Yanındayız” verip, işi örtmeye çalışıyorlar. Aslında üstünü örtmek istedikleri nedir, ben düşündüm ama bulamadım…

Yorumu size kalmış…

Herkese sıhhat ve spor dolu bir hafta diliyorum…

Aklıma Takılanlar:

Geçen hafta Cüneyt Çakır’ı ellemiyorlar, sırça köşkte saklıyorlar dedik. Al sana PSG-Chelsea…Helal olsun çocuğa….İyi şanslar…



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar